“Yaşamın amacı yaşamaktır,yaşamak ise farkında olmaktır.”


David Schiller


 


Komada olan bir insanın gerçekten yaşadığından bahsedebilir miyiz? Shiller’ın vurgulamaya çalışltığı şey de farkında olmanın bu boyutsal hali olsa gerek. Yaşantında olan biten şeyleri ne ölçüde farketme yetsine sahipsen o kadar yaşıyorsun demektir aslında.


 


Biz hep farkında olduğumuzu zannediriz. İşim gereği en büyük farkındalık sanrılarını bir terapistten yardım almasını önerdiğim kişilerde görüyorum: “Ben eşimin öfkeli bir adam olduğunun, onu kıskandıracak bir şey yaptığım anda bana böyle kötü davrandığının farkındayım. Ve bu benimle ilgili bir şey değil. Ben psikoloğa gittiğimde eşimin kıskançlığı değişmeyeceğine göre… “ ya da “Ne kadar titiz bir insan olduğumun, şu etraftaki dağınıklığı düzenlemeden, işin başında saatlerce otursam da ortaya bir şey çıkaramayacağımın farkındayım ben. Ellerimi 7 kez yıkamam gerek bir de. Bunların saçma ve yapmamam gereken şeyler olduğunun da farkındayım zaten.” Tüm bunlara gerçekten farkındalık diyebilir miyiz?


 


Ne oldu da kıskanç bir adamı kendime eş olarak seçtim? Bana bu ilişki nereden tanıdık geliyor? Kendimi bu ilişkinin içerisinde nasıl hissediyorum? Kıskanılmak benim için ne demek? FARKINDA MIYIM?


Etraftaki dağınıklığı toplamak ile içimdeki dağınıklığı toplamak arasında nasıl bir ilişki var? Bana ellerimi kirli hissettiren, 6 kez yıkadığımda hala geçmeyen pis sandığım şey ne? Ne zamandan beri böyle? FARKINDA MIYIM?


 


Dedim ya, farkında olmak bir boyut, derin mi derin bir deniz. Boğula da biliriz, keyifle yüzebiliriz ya da dibe dalıp derinlerdeki yaşamın güzelliklerini farkedebiliriz. Ama hepsi bir süreç. Kendiliğinden olmuyor. Dalabilmek, su altında kalabilmek, ordaki canlıları tanıyabilmek emek, sabır, cesaret, istek ve deneyim gerektiriyor. Ve bir yol göstericiye de ihtiyacı oluyor bazen insanın.


 


Yol göstericiler sonsuz… Bazen bir kitap, okuduğunuz bir köşe yazısı, bazen sokakta karşılaştığınız biri, sizden çok küçük bir çocuk, bazen de profesonel birileri, bir terapist, psikolog, psikiyatr… Önemli olan görmeye, farketmeye niyetli olmak.  Kendinde olan biteni öğrenemeye, başkalarının hayatını öğrenmekten daha fazla istek duymak. Kendinle ilgili farkettiklerin canını acıtsa da pes etmemek. Çünkü farketmek demek, değişime ve iyileşmeye giden yolun ilk adımı demek. O olmadan, daha iyiye yönelmek için ne heves ne de çaba oluyor maalesef.

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram