Son zamanlarda anne babaların başvurularında “Çocuğumla oyun oynayamıyorum, sıkılıyorum.” ya da “ Biz çocuğumla hep eğitsel oyunlar oynarız” cümleleri sıklıkla duyulur hale geldi. Oyunun bir vakit geçirme aracı ya da çocuğun yalnızca zihinsel becerilerini geliştirecek bir aktivite olarak algılanması oyunun önemini vurgulama ve nasıl oyun oynanacağı hakkında uygulamalı ve detaylı bir eğitim verme düşüncemizi pekiştirdi. Bu nedenle Bengi Semerci Enstitüsü’nde anne ve babalar için bir uygulamalı oyun eğitimi açıyoruz. Bunun öncesinde oyunun çocuğun hayatındaki yerine dair bir fikir verebilmek için hazırladığım yazıyı aşağıda bulabilirsiniz. İyi okumalar…


 


Oyun, insan var olduğundan bu yana konuşulan, paylaşılan ve yaratılan bir uğraş olmasının yanı sıra medeniyetlerin oluşmasında önemli bir rol oynamıştır. Değişik biçimleriyle tüm yaşlarda tecrübe edilen oyunun çocuk için anlamı daha farklıdır.


 


Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretmeyeceği konuları, kendi deneyimleriyle öğrenmesi yoludur. Özellikle okul öncesi dönemde, oyun çocuğun zamanının en büyük kısmını kapsar; deyim yerindeyse oyun için bir mesai harcar. Bu yetişkinler tarafından bir boş zaman aktivitesi ya da vakit geçirme aracı olarak algılanabilir, ancak oyun çocuk için bir ihtiyaçtır. Çocuğun eğlenmesi, öğrenmesi ve hatta ruhsal olarak örselendiği yanlarını onarması için hayatında bulunması gereken en temel öğelerden biridir.


 


Oyun çocuk için en doğal öğrenme ortamıdır. Oyun oynadıkça çocuğun duyu, algı ve becerilerinde artış gözlenir. İtinayla üst üste koyduğu küplerden ne kadar uzun bir kule yapacağı ya da aynı hizada kaç kırmızı arabayı yan yana dizebileceği, oyun alanındaki küçük bilim adamının araştırma konuları arasına girebilir. Çoğu zaman çocuklar, oyunlarına dalıp gitmişken müdahale edilmekten ya da direktifler verilmesinden hoşlanmazlar; çünkü ne kadar önemsiz görünürse görünsün ortaya çıkan kendi yapıtıdır. Aynı zamanda, oyun ortamı çocuğun kendi yaratıcılığının sınırlarını deneyebildiği ve zorladığı bir alandır.


 


Diğer taraftan oyunun belki de en önemli işlevi, çocuğun oynadığını bir anlatım aracı olarak kullanmasıdır. Yetişkin aklıyla son derece basit görünen yaşantılar, olaylar ve kavramlar çocuklara son derece karışık gelebilir. Bu durumda çocuk, kendi tecrübelerini hayal gücüyle yoğurup oyunda ortaya döker ve anlamlar bulmaya çalışır. Örneğin; anne ve babası boşanmış bir çocuk oyunlarında bebeklerine farklı evler kurarak, zaman zaman onları birleştirip zaman zaman ayırarak yaşadığına kendi diline ve aklına göre anlamlar bulmaya çalışır. Bu nedenle oyun çocuk için aynı zamanda çok etkili bir anlatım aracıdır. Korkularını, kaygılarını, üzüntü ve heyecanlarını oyunlarındaki karakterlere atfederek somutlaştırır. Somutlaştırarak anlatır ve anlattıkça bir çeşit ruhsal boşalım sağlar. Bundan dolayıdır ki oyun; çocuk ruh sağlığı ve tedavisinde bir müdahale biçimi olarak da başarıyla kullanılmaktadır. Bir anne ve kız ilişkisini çocuğun oyunundan takip edebiliriz. Ya da okuldaki gözlem ve deneyimlerini onun gözünden oyununda izleyebiliriz. Çünkü çocuklar ilişkilerini de rahatlıkla oyuna yansıtırlar ve hatta özdeşim kurdukları, özendikleri insanları ya da kahramanları oyunlarında taklit edebilirler.


 


Çocukların yetişkinlerle oynadığı oyunlar hem ebeveynler hem de çocuklar açısından farklı bir önem taşır. Birçok anne baba oyun oynamaktan sıkıldıklarından yakınırlar. Çocuk ebeveynin ilgisini üzerinde hissetmekten ve onunla bu şekilde bir şeyler paylaşıyor olmaktan dolayı mutludur. Ebeveyn için ise oyun çok iyi bir gözlem ve etkileşim zamanıdır ve oyun zamanı çocuk ve ebeveyn arasında geçen en özel zamanlardandır. Bu nedenle, çocukla oyun oynamak çocuğun sağlıklı gelişimi için son derece büyük bir önem taşır.


 


Günümüzün başarı odaklı yetişkinleri çocuklarıyla birlikte “zeka geliştirici” yap bozlar yapmayı ya da birlikte “eğitici” kitaplar okumayı ortak zaman geçirmenin en güzel yolu olarak görmeye başladılar ve çocuğun bu tür etkinliklerle neredeyse tüm zamanını doldurmasının kendisi için en uygun öğrenme biçimi olduğu inancındalar. Ancak çocuğun yaratıcılığını ve hayal dünyasını ortaya koyacağı oyunlar özellikle küçük yaşlarda sağlıklı ruhsal gelişim için hayati bir önem taşır. Oyuncak tavada oyuncak tavuğu pişirip bebeğin karnını doyurmanın ya da market köşesine gidip biraz meyve alıp para ödemenin keyfini ve heyecanını başka her hangi bir aktivitenin vermesi mümkün değildir.


 


Çocuklarıyla nasıl oyun oynayacağı, hangi oyunları seçmesi gerektiği konularında kafa karışıklığı yaşayan tüm ebeveynleri “Çocuğumla Aynı Dili Konuşmak-Ebeveynler için Oyun Oynama Eğitimi”’ne bekliyoruz…


Uzm.Psikolog Aslı Soyer

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram