Çocuk büyütürken anne babaların çeşitli dilekleri vardır. Okusun, başarılı olsun, para kazansın ve ünlü olsun. Her aile çocuğunun “adam” olmasını ister. Eskiden bu “adam” olmanın içeriğini okumak, iyi bir meslek sahibi olmak, dürüst, sevilen, takdir edilen, vatanına-milletine yararlı bir insan olmak oluştururdu. Çevremden görüyorum ki bu istek gittikçe değişti. Hala çocuğunun “adam” olmasını isteyen aileler var. Ama içerik değiştikçe, önce büyükler sonra çocuklar yozlaşmaya başladı. “Adam” olmak ünlü olmakla eş değer tutulmaya başlandı.


Bir çok alanda ünlü olabilirsiniz. Ünlü olmakla, tanınan birkişi olmak arasında çok büyük farklar olasına karşın biz genellikle ikisini karıştırırız. Ünlü olmak bir yandan istenen bir şeyken, diğer yandan bedel ödenmesi gereken bir konum haline gelir. Kısa süreliğine olsa da herkes biraz ünlü olmaya çalışıyor. İntenet ve TV gibi olanaklardan sonra bunu sağlamak kolaylaştı. Hızla ün kazanılıp, hızla kaybedilebiliyor. Tanınmış olmak ise bambaşka bir kavram. Kendi yaşadığınız çevrede yaptıklarınızla ya da bir meziyetinizle tanınmak önemlidir. Ama artık yetmiyor. Kavramları o kadar karıştırdık ki içinden çıkamıyoruz. Yaptığınız iş nedeni ile, başarılarınız, görüşleriniz önemli olduğu için medyada olmak, medyaya çıkmak “medyatik olmak” olmadığı gibi, tanınmak her zaman ün getirmiyor. Ünlü olmak ise tanınmayı sağlayamayabiliyor. Yaptıkları işler, başarıları, düşünceleri nedeni ile medyada yer alanlar aslında ünlü değil, tanınmış kişilerdir. Varlıkları sadece medyada yer almak olan, işleri bilinmeyen, tanınmayan ve medyada oldukları süreler içinde ünlü olanlar medyatiktir. Niçin bu kavramların önemi var? Bunları bilmemiz gerekiyor ki çocuklarımızı nereye sürüklediğimizi bilebilelim. Daha bebeken çocuklarını gösteri dünyasında yer alması için fotoğraflayan, çekimlerini internete koyan,reklamlarda oynatmaya çalışan aile sayısı gittikçe artıyor.


Sınırlar  ve Bedel


Ünlü olmanın bir bedeli var.Başkalarından daha çok izlenmek, başkalarından daha çok denetlenmek ve eleştirilmek belkide en hafif bedeller.Ödenen bedel niçin ünlü olduğunuza göre de değişir. Ününüz bedenizdense eleştiri orayadır. İş ise başarısızlığınız abartılır. Toplum birini “ünlü” olarak tanımlarken aslında ondan beklentilerini de tanımlar. Olumlu yaklaşımlar olduğunda, başarılarınız, görüntünüz, yaşamınız abartıldığında itiraz etmiyor ve yaşamınızla ün ve toplum arasına sınır koyamıyorsanız, olumsuz eleştiriler karşısında susmak zorundasınız.Çünkü sınırı siz çiziyorsunuz.


Çocuklarımıza kendi sınırlarını ve başkalarının sınırlarını korumayı öğretmemiz gerekiyor. Ve onları “ünlü” yapmaya çalışırken, ünün sadece olumlu sonuçlarını değil, olumsuz olanlarını da düşünelim. Yaptığı işte başarılı ise kendini tanıtacaktır. Kaç kişinin tanıdığı değil, nasıl tanındığı önemli olmalıdır.Onlara bu değerleri aktarmak için, büyüklerin de yeniden hatırlaması ve uygulaması gerektiğini unutmayın.


Prof.Dr. Bengi Semerci

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram