“Oyun”un çoğunlukla kafalarda konumlandığı yer
“iş” kavramının tam karşısıdır ve ciddiyetsiz, önemsiz ve sıradan olduğu
çağrışımlarını uyandırır insanlarda. “Çocukluk işte” denir ve geçilir. Çünkü
oyunu çocuklar oynar ve nasılsa büyüdükçe bu gereksiz alışkanlıklarından
kurtulacaklardır…

Hal böyle olunca yetişkinlerin dünyasından bakılıp
pek de değer atfedilmeyen oyunun aslında insanlık tarihi için dil, kültür ve
teknoloji kadar önemli bir mevkiye sahip olduğunu duymak ilk anda belki biraz
abartılı gelebilir. Ancak bilim adamları oyunu böylesine iddialı rakiplerle aynı
kulvarda yarıştırmakla kalmıyor, oyun olmasaydı diğer gelişmelerin de
mümkün olmayacağını söylüyorlar. Bu bilim adamları da biraz ileri mi
gidiyorlar? Hem ciddi ciddi adamlar neden oyunu bu kadar ciddiye alıyorlar ki?
Bu yazıda size oyunun ne olup ne olmadığından, ne gibi işlevleri sayesinde sözü
edilen öneme haiz olduğundan ve oyunun tedavi edici yönünün Oyun Terapisi
yaklaşımıyla nasıl kullanıldığından bahsederek ben de konunun biraz ciddi
tarafında kalacağım.

Oyunun bir özelliği vardır ki, hem onu diğer
birçok davranıştan ayırır hem de tanımamızı kolaylaştırır. Bu özellik onun
görünürde hiçbir amaca hizmet etmiyor olmasıdır. “Görünürde” dememin sebebi,
çocukların oyun oynarken bir sonuca ulaşma çabası gütmeseler de, onu
enerjilerini boşaltmak, kendini ifade etmek, zorluklarla baş edebilmek, yeni
öğrendiği ya da yaşadığı olayları sindirebilmek, davranışlarda ustalaşmak,
ilişki kurabilmek, yetilerini fark edebilmek veya bunlardan birkaçını birden
yapabilmek için bir araç olarak kullanıyor olmalarıdır. Daha küçük çocuklarda
objeleri kavramak, ağza götürmek, onları basitçe hareket ettirmek şeklinde
görürüz oyunu, ilerleyen yaşlarda ise objeleri tabakmış, arabaymış gibi kullanma,
anneymiş gibi, doktormuş gibi rol yapma oyunları ile karşılaşırız. Yaş
büyüdükçe sık sık gördüğümüz bir diğer oyun formu da fiziksel hareketlilik
gösterilen koşmaca, tırmanmaca oyunları, itişip kakışmalı oyunlardır. Yani
oyun, çocuğun gelişimi boyunca farklı farklı şekillerde çıkar karşımıza ve aynı
yetişkinlerin sıkıntılarından bahsetmesi gibi çocukların da duygularını ve
sorunlarını anlatmaları için bir yoldur. Ve oynanan her oyun çocukla iletişim
kurmak için açılan bir kapıdır aynı zamanda. Oyun terapistleri de açılan bu
kapı sayesinde çocukla iletişim kurar, oyuncakları çocuğun kelimeleri gibi
duyar ve oyunu çocuğun dili gibi dinlerler.

Oyun, sağlıklı gelişim gösteren çocuklar için
bahsettiğimiz faydaları sağladığı gibi, duygusal veya davranışsal problemleri
olan çocuklar için de tedavi edici bir değer taşır. Oyun terapisi, oyunun bu
tedavi edici özelliği sayesinde çocuğun problemlerini sağaltmayı amaçlar. Oyun
terapisi çerçevesinde çeşitli teknikler kullanılarak çocuğun kendisini en açık
ve rahat şekilde ifade etmesine ve bu problemleri “oynayarak” onlarla baş
etmesine yardım edilir. Bu alanda yapılmış olan araştırmalar, Oyun Terapisi’nin
cinsel sömürüye uğramış çocuklardan, gelişme gecikmelerine, davranış
bozukluklarından, bağlanma bozukluklarına kadar çok geniş bir uygulama alanı
olduğunu gösteriyor.

Bazen sırf oyun oynamak için bir terapistten
yardım alınması ailelerin kafasına yatmaz ve “E evde de/okulda da oyun oynuyor!
Şimdi bir de burada mı oyun oynayacak…” diye düşünürler. Oyun oynamak çocuklar
için ne kadar doğal ve kendiliğinden gelişen bir süreç olsa da, oyun yoluyla
çocuğa bir problemle baş etmesine yardım etmek amaçlandığında, bu yardım Oyun
Terapisi konusunda eğitim almış uzmanlar tarafından sağlanmalıdır. Çünkü ne
kadar sıradan görünse de bu iş aslında oldukça karmaşık bir süreçtir. Oyun
terapisti, çocukla bir danışman, öğretmen veya ebeveyn rolünden çok farklı bir
rol üstlenir oyun odasında. Terapist oyun sırasında ne kadar çocuğun dümen
suyuna kapılmış gidiyor gibi görünse de, uyanıklık, duyarlılık ve çocuğun
yaptıklarını ve söylediklerini doğru değerlendirmeyi sağlayan aktif bir katılım
halindedir. Değişimi sağlayan şey, terapistin oyunla olan ilişkisi ve oyunu
kullanımıdır. Bu nedenlerle de Oyun Terapisi eğitimi almış uzmanlarca uygulanması
ve değerlendirilmesi terapinin etkinliği için bir önkoşuldur.

Oyun yoluyla çocuklarla çalışmak isteyen uzmanlar,
uygulamalarına başlamada önce bu yetkinliğe sahip olabilmek için teorik
eğitimin yanında süpervizyon altında uygulamalı Oyun Terapisi eğitimlerini de
tamamlarlar.İşte bu nedenle enstitümüz 
bir yıl sürecek eğitimle daha fazla terapist yetişsin ve “oyun
oynayarak” çocuklara şifa olsunlar diye, bu alanda uzmanlaşmak isteyen
profesyonellere yönelik bir Oyun Terapisi eğitimini başlattı. Prof. Dr.
Ferhunde Öktem, Prof. Dr. Bengi Semerci ve Doç. Dr. Sait Uluç tarafından
gerçekleştirilmekte olan teorik dersler ve süpervizyon altında Oyun Terapisi
uygulamaları Haziran ayına kadar sürecek bir programı kapsıyor.

 

Uzm.Klinik Psik. Işın Şanlı

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram