Yıllar içinde bayramlar adeta sadece yaşlıların anımsadığı ve özlediği zamanlar
haline geldi. Bunun nedeni gençler gittikçe arasında “Bayram tatil demek” inancı
yaygınlaşırken bayramın yaşlılara bırakılması mı?Yoksa yaşlılığın getirdiği
değişiklikler nedeni ile bayramları yaşlıların sahiplenmesi mi?araştırmak
gerekir. Bu araştırmaya  yaşlılığı ve oluşan değişimlerle başlamak doğru
olur.


YAŞLANMAK DUYGUSALLAŞMAK MI DEMEK?


Yapılan çalışmalarda yaşlılık döneminde akıl sağlığına ilişkin diğer dönemlerden
daha fazla sorun saptanamamıştır. Hatta yaşlıların olumsuz emosyonel durumları
gençlerden daha iyi kontrol ettikleri görülmüştür. Değişen fonksiyonlar var tabi
ki! Yaşlandıkça dikkat azalmasa da, dikkati bir uyarandan diğerine yöneltip,
sonra tekrar öbür uyaranı izlemek, yani aynı zamanda dikkati bir kaç uyarana
bölüştürebilme yeteneği yaşla belirgin azalma gösterir.


Kelime hazinesinde azalma olmayıp, aksine özellikle eğitimli yaşlılarda artma
izlenirken, çalışmalar kendiliğinden konuşmanın daha özensizleşmeye ve daha çok
tekrar içermeye başladığını göstermiştir. Objelerin isimlerini hatırlama ise bir
miktar azalma gösterebilir.


Öğrenme fonksiyonunun yaşlılıkta azaldığı bilinir. Temel, kristalize zeka
bozulmazken, akıcı zekanın bozulduğu görülmektedir.Yaşlılıkda öğrenilen
bilgileri depolama ve yeniden hatırlamada bozulma belirgin ama uzak hafıza
denilen geçmeişi hatırlama yerindedir.


 


Yaşlandıkça sosyal ilişkilerde azalma gözlenir. Yeniliklere, yeni şeyler yapmaya
ve öğrenmeye karşı yaşlılar tutucu olur. Çevreye ilgileri azalır, sosyal
ilişkiler gittikçe azalır. Bu durum genellikle yapamamaktan ve hareket
zorluklarından kaynaklanır. Ölümler nedeniyle sosyal çevreleri azalır, yeni
ilişkiler kurmak zorlanır. Yaşlılıkta kişilerin aşırı tutumlaşır, mal ve para
düşkünlüğü artar. Gerçekte çok da gerek duymadıkları, duymayacakları şeylere
aşırı bağımlılık göstermeye başlarlar.


 


Aslında yaşlılık dönemi Erikson tarafından benlik bütünlüğünün tamamlandığı
dönem olarak tarif edilir. Erikson “yaşlılarda ölümden korkmamaya yetecek kadar
benlik bütünlüğü olursa, çocuklar da yaşamdan korkmayacaklardır.” Der.Bunun
anlamı kişinin geçmiş yaşantıların tümünün kendine ait olduğunu kabullenişi,
geçmişle ilgili pişmanlıklar ve özlemler taşımamasıdır. Bunu sağlayabilen
yaşlılar için gelecek belirlidir, ölümden korkmaz. Gençlere kızmaz, onların
haklarına saygılı olur ve önem verir.


 


Bayramı yaşamanın yaşlılara kalmasın nedeni geçmişi daha iyi hatırlamaları mı
yoksa azalan sosyal çevre nedeni ile bayram ziyaretine geleceklerin daha
önemsenmesi mi karar vermek zor.Neden hangisi olursa olsun hayal kırıklığına
uğrasalar bile çocuklarına “Gidin,gezin,gençsiniz” diyecek kadar kocamak
yürekleri olduğu gibi,bayramı bahane edip onları hatırlayanlar,gelenler,ellerini
öpenler için her zaman bir kutu şekerleri vardır.

 

Prof. Dr.  Bengi
Semerci

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram