Tanımadık insanlarla karşılaşacağınız ya da başkalarının gözü üzerinizde olabileceğiniz durumlarda küçük düşeceğiniz, utanacağınız korkusu yaşıyor musunuz? Eğer yanıtınız “evet” se siz sosyal fobiden muzdarip olabilirsiniz. Hele bir de bu nedenlerle sosyal ortamlara girmekten çekiniyorsanız, bu kaçınmalar sosyal ve mesleki yaşamınızı etkiler hale geldiyse belki de tedbir alma zamanı gelmişte geçiyordur.
Sosyal fobide, en sık yakınılan belirtilerin başında başkalarının önünde konuşma gelir. Eğer işiniz bunu gerektiriyorsa, öğrenciyseniz gerçekten zor durumdasınız demektir. Bu durumdan kaçınmak için yaptığınız herşey başarınızı olumsuz etkileyecektir. Başkalarının önünde yemek yemek ve içmekten duyduğunuz korku yemekhaneye gitmenizi, lokantada ya da bir davette bulunmanızı engelleyecek düzeyde olabilir. Benzer şekilde telefonla konuşmak, imza atmak, tartışmak başkalarının yanında yapıldığında yoğun kaygı yaratabilir. Otoriteyle konuşma, konuşulan insanın gözüne bakamama diğer belirtilerdir. Bazen ilgi odağı olunabileceği düşüncesi bile yıpratıcı hale gelebilir. Genellikle bu durumları yaşamamanın çaresi olarak, benzer durumlardan uzak durma seçilir. Çünkü yaşanılan kaygıyı arttıran düşüncelerden biride, bu durumun diğer insanlar tarafından fark edileceği ve gülünç hale düşüleceğidir. Kendilerine güvenlerinde ve benlik saygılarındaki düşüş sosyal fobisi olan insanları reddedilmeye, olumsuz değerlendirmeye karşı aşırı duyarlı ve tahammülsüz yapar. Sonuç olarak da haklarını savunmakta güçlük çekerler.
Korkulan bu durumlarla karşılaşıldığında genellikle yüz kızarması olur. Yüz kızarması çok yakınılan ama kontrol edilemeyen bir belirtidir. Dışardan kolayca fark edildiği için de rahatsızlık vericidir. Yüz kızarması dışında terleme, çarpıntı, el titremesi, ağız kuruması, mide kasılması, gerginlik, baş ağrısı, ateş basması başta ağırlık hissi ya da baş ağrısı oluşabilir.
Sosyal fobi genetik özellikler gösteren sorunlardan biridir. Ailede olması olasılığı arttırmaktadır. Her yaşta görülebilir. Ama genellikle kişiliğin bir parçası, özelliği gibi algılandığı için tedaviye başvurulmaz. Çocukluk döneminde de görülebilir. Hatta genellikle çocukluk döneminden itibaren başlar, erdenlik döneminde belirginleşir. Çocuklar, sadece erişkinlerin yanında değil, kendi yaşıtlarıyla olduklarında da benzer endişeleri yaşarlar. Kadınlarda görülme oranları daha fazla olmasına karşın, tedaviye başvuranlar çoğunlukla erkeklerdir. Bunun nedeni erkeklerin toplumsal alanda daha fazla önde olmaları, sosyal fobinin iş ve sosyal yaşamlarını etkilemesinin daha çok önemsenmesidir. Zaten erken yaşlarda başlamasına rağmen tedaviye başvuru sonraları olmaktadır. Önceleri bir kişilik özelliği gibi algılanan bu durum, yaş ilerledikçe kişinin sosyal, iş ve toplumsal gelişimini engellemeye başladığında sorun olarak değerlendirilmekte ve çare aranmaktadır.

Sosyal fobiyi yenmek için sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri alkol ve benzeri maddeler kullanmaktır. Bu yöntem sorunu çözmediği gibi, alkolizm gibi ek sorunlara yol açar. Oysa sosyal fobiyle baş etmenin doğru yolu tedavidir. Tedavi ilaçlarla ve psikoterapi yöntemleriyle yapılır. Bireysel psikoterapi yanında, davranışçı tedaviler, grup terapisi, gevşeme teknikleri kullanılır. Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT) sosyal fobinin tedavisinde çok etkili bir terapi yöntemidir. BDT’de kişinin kaçındığı, korktuğu sosyal durumlar saptanır, Kaygı yaratan durumlarla tek tek yüzleşme sağlanır. Sosyal becerilerin geliştirilmesi için desteklenir.
Zaman zaman her yüzsüzce her yerde olan ve duramadan herşeye karışan insanların birazcık olsun sosyal fobik olmalarının fena olmayacağını içinizden geçirseniz de, sosyal fobi kişinin özel yaşamını, sosyal hayatını ve iş verimi olumsuz etkileyen, boş verilmeyecek önemli bir sorundur.

Prof. Dr. Bengi Semerci

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram