Merak etmememiz
gerektiğini çocukluğumuzdan beri kaç kez duyduk, kaç kez söylendi kim bilir.
Merak etmeyi endişelenmekle bir tutanlar tarafından kaç kez güvence verildi,
kaç kez uyarıldık? Oysa ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz öğrenmenin temelinde
merak duygusunun yattığını bilmeliydi. “Merak etme sen” yerine merak duygumuzu,
öğrenmek için kullanmamızı sağlamaya çalışmalıydılar. Öyle yapsalar belkide
toplumun büyük çoğunluğu merak etmeyi, öğrenmek yerine dedikodu yapmak diye
anlamazdı. En önemlisi de merak duygularını zarar verici hatta öldürücü
eylemlere dönüştürmez,dizginlemeyi ve yönlendirmeyi becerebilirlerdi. Merak
hakkında kuramsal çalışan bilim adamları 
“Kişinin bildiği ile bilmek istediği arasında uçurum arttıkça merak
artar.” Diyorlar. Bizim toplum olarak aşırı meraklı olduğumuz da bir gerçek.
Çok az şey biliyoruz da ondan mı bu kadar meraklıyız ve merakımız doğru şeyleri
öğrenmeye mi yönelik? Bu sorularının yanıtlarını bulmak zor olabilir.Yine de
genel entellektüel seviyemize, bilimsel başarılarımıza bakınca olumlu şeyleri
merak etmediğimiz, merakımızın daha çok gereksiz ayrıntılara ilişkin olduğu
düşünülebilir.

Merak yeni ve
bilinmedik şeylerin uyandıdığı bir güdüdür. Tek hedefi merak edilen şeyin ne
olduğunu bulmaktır. Merak her dönem ilgi çekmiştir.Aristoteles ve Cicero motive
edici arzu,St. Augustine ve hume tutku olarak tarilfemiş, sonrasında bir çok
teorisyen merakın temelini açıklamaya çalışmıştır. Freud merakın temelinde cinsel
dürtülerin olduğunu söylerken,Paige ve Hunt insanın dünyayı anlamlandırma
çabası olduğunu söylemiş.Merakla zeka arasında bir bağlantı bulunamamış ama
çalışmalar merak etmeyi yaratıcılığa bağlamıştır.Merak duygusunu anlamak için
nörobiyolojik araştırmalar ise son yıllarda gündeme gelmiştir. Merak
ettiğimizde striatum ve hipokampus bölgelerinin aktive olduğu ve merak
duygusunun uyarıcı,ödüllendirici etkisini saptayan bu araştırmalar, psikolojik
teorilere nörobiyolojik destek sağlamıştır.

Anlamayı engelleyen
her şey  merak merak edilebilir ama
bilinmeyen bilindiğinde, merak edilen keşfedildiğinde onun yerine sıkıntı
gelir.Oysa aynı zamanda bazen boşluk ve sıkıntı motive eder merağı,bazen
yoksunluk.Gereksiz şeyler çok merak edilebilirken, bazen merak uyandırıcı
olaylar kaçıp giderler.Çünkümerak düzeyi koşullarla değişir.Küçük bir çocukken
merak ettiklerimiz gençliğimizde basit ve anlaşılır gelir. Büyüyüp yetişkin
olduğumuzda ise gençken merak ettiklerimiz çoğu kez anlamsız ve korkutucu olur.
Yetişkinler neyi merak eder? Bu sorunun yanıtı yetişkinin ne kadar bildiği ile
sınırlıdır.Bazen bilginiz arttıkça merak edip, daha çok şey öğrenirsiniz, bazen
bilginiz çok sınırlığı olduğundan neyi merak edeceğinizi bilemez,önemsiz ve
gereksiz bilgilere yönelirsiniz.Merak bir çeşit zihin ekzersizidir.Beyni dinç
tutar.Yaşama yeni yollar ve heyecan katar.Merak olmadan yetişkin olabilir,
hatta iyi bir yaşam sürdürebilirsiniz. Ama meraksız bir erişkin olarak nadiren
etkili biri olunabileceğini unutmamak gerekir.

 

 

Öğrenmenin ateşleyicisi:Merak

Bir bebeğin daha
yaşamının en başında yüzünüze bakışı,sesinize dönüşü merak doludur.Çünkü öğrenmenin
temelinde merak yatar.İki tip merak vardır.Bilişsel ve duyuşsal.Bilişsel merak
öğrenmeyi, duyuşsal merak ise yeni heyecanları ve deneyimleri körükler. Ama her
ikisinin de sonucu öğrenmek ve gelişmektir.

Her çocuğun
merakının dışa vurumu farklıdır. Kimi dünya içindeki gizemi merak eder,kimi
merak ettiği şeyi ellemek koklamak yanlısıdır.Parmaklıklı yatağından aşağıda
olanları,oradan odanın dışını,evi keşfetmesi için merak etmesi gerekir. Aslında
yatağındayken bile merakı sürer. Parmağını emer merakından,bulduklarını ağzına
götürür.Her yana yaklaşana merak dolu gözlerle bakarak keşfetmeye çalışır.Bu
nedenle çocukluk döneminde merak duygusu körüklenmeye çalışılır. Her çocuğun
merak etme düzeyi farklıdır. Merak edenleri durdurmak yerine, etmeyen çocukları
yüreklendirmek gerekir.Keşfetmeye, öğrenmeye ve sosyalleşmeye yönlendirmenin en
iyi yolu merakını desteklemek ve arttırmaktır. Dışarda ne oluyor? Nasıl oyun
oynanır? Çok sevdiği çikolata nasıl yapılıyor? Karanlıktan korktuğunda yanan
lambayı kim,nasıl yapmış? Merak ettikçe öğrenecek,öğrendikçe daha çok merak
edecek ve gelişecektir.Keşif haz verir. Haz yeniden isteme ve yapma duygusu.
Hepsinini ateşleyen ise merak duygusudur.

Merak duygusunu
öldürmek bir anlamda onun gelişimini ve öğrenmesini öldürmektir. Korku merakın
en büyük düşmanıdır. Korkmaya başlayan çocuk yeni şeyler istemez,keşfetme
arzusu kalmaz.Aşina olduğu şeylerle yetinmeyi,daha fazlasını merak etmemeyi
öğrenir. O yüzdendir istismar edilen,dövülen,aile içinde şiddet gören
çocuklarınların merak duygularını içlerine gömmeleri.O yüzdendir savaş
çocuklarının,deprem çocuklarının merak duygularının ezilmişliği,enkaz altında
kalmışlığı. Sessizlikleri ise ezilmiş 
yok edilmiş merak duygularının sonucudur.İkinci düşman red edilme ve
engellenmedir.Her “Dokunma,Elleme,pis” kelimesi, her “Yapma,bakma,gitme”
uyarısı merakı yok eder. Güvensiz,engelenen,desteklenmeyen,korkan çocuklar
merak etmezler,edemezler.Merak edemeyen çocuk duygusal,bilişsel ve sosyal
gelişim gösteremez.Merak etmeyen çocuğa öğretmek zordur ama meraksız büyükmek
daha da zordur.

3 yaş civarında merak
dile gelir ve çocuk öğrenmek için sormaya başlar
: “Bu ne?” “Neden böyle?” “Nasıl olmuş” “Kim yapmış”….Bu merakın çocuğun
öğrenmesini sağlaması için yönlendirilmesi ve yanıtlanması gerekir. Ona yaşına
ve gelişim dönemine uygun verilecek yanıtlar ilerlemesini sağlayacaktır. Açılan
her çekmece, aşılmaya çalışılan her kapı ardı çocuğun merak duygusu ile
öğrenmenin başlamasıdır. Onu koruma adına her durduran el ve merakını güvenli
bir şekilde gidermeden yapılan hareket 
ömür boyu sürecek “Merak etme sen” nakaratını başlatır. Çünkü merak
tehlikelidir. Doğrudur; Merakla açılan çekmeceden ne çıkacağı belli olmayabilir
ya da kapatırken acıyan elin seni ağlatabilir. Ama yeniden merak etmeni
engellemez.Çünkü çocuk olmak meraklı olmak demektir ve merak ederek,keşfederek
öğrenirler.Yere dökmeden suyun aktığını,ellemeden kaloriferin yaktığını,kuyruğu
çekildiğinde kedinin canının yandığını,yemeden çikolatanın tadını öğrenmek
mümkün müdür? Sorular sorulduğunda yanıt ister. merak ettiğini
öğrenmek,öğrendikçe yeni meraklar edinmek çocuğun doğasıdır. Prizlere sokulan
parmaklar,içini görmek için kırılan oyuncaklar merak nedeniyledir.Malesef  içilen çamaşır suları,üstlerine dökülen
kaynar sular gibi  nedenlerle ile 0-3 yaş
arası ölümlerinin ve yaralanmaların çoğu da merak sonucudur.

Çocuğun merakı
sadece dışarı yönelik değildir. 3 yaş civarında kendi vücudunu merak etmeye
başlar.Organlarının yerini,tenini ama en çok cinsiyetini merak eder. Önce kendi
cinsel organını,sonra diğerlerini ve aradaki farkı merakla öğrenir.Diğerlerinin
tuvaletlerine girmenin,evcilik, doktorculuk oynamanın nedeni hep bu
meraktandır.Eğer büyükler onun bu merakını gidermek yerine
kızarlarsa,utandırılarsa merak bitmez ama bir çok sorun başlar. Yanıt
bulamadığı,utandırıldığı  ve gizlemek
zorunda hissettiği bu merak ömür boyu sürecek,bir türlü doğru sonuca
ulaşamayacaktır. Voyerism’in (Rontgencilik) 
temelinde de merak vardır. Rontgencilik denildiğinde sadece bir hastalık
olduğunu düşünmemek gerek. Başka insanları gözetlemenin ve bundan haz almanın
psikiyatrik bir bozukluk olduğu kesin. Ama hastalık boyutuna gelmeden, en
masumundan!,dedikodu ve magazine düşkünlük,teknoloji sayesinde hiç görünmeden
internetten,sosyal medyadan başkalarının görüntülerini ve hayatlarını izleyerek
merak giderme çabası ile ortaya çıkan rontgenci yanlara bakmak gerekir. Bütün
bunlar çocuklukta yarım bırakılan, kızılan,utandırılan evcilik oyunları nedeni
ile bir türlü giderilemeyen bir merakın oluşturduğu dikiz kültürü olamaz
mı?Cinselliğin tabu olduğu toplumlarda en çok merak edilen şey cinsellik olur.
Bir yandan kabul edilemez bir olgu olan cinsellik, diğer taraftan merak için en
önemli itici güçtür. Böylece başkalarının yatak odaları, etek altları dikizleme
alanına döner. Teknoloji sayesinde de öğrenilenler görsel ve sözel dedikodu
halinde tüm topluma yayılabilir. İçimizdeki öfkeyi, baskı kurma isteğini,
düşmanlığı kimliğimizi bile bildirmeden bu şekilde doyurmak olumsuz merak
duygusunun ve dedikodunun doruk noktasıdır.

 

Genç demek merak demek

Ergenliğin özü
meraklı olmaktır.Büyümeye,özgürlüğe,yaşama meraktır. Çocukluk dönemindeki sorma
ve keşfetme odaklı merak,ergenlikte yapmak ve gerçekleştirmek odaklı hale
gelir.Genç merak eder,merak ettiğini denemek ister.Gencin merağı yeniye,farklı
olanadır. Merak ettiği artistler farklı, değişik olanlardır.Yeni çıkan aletler
ilginçtir.O yüzden okulda öğretilenlere karşı karmaşık duygular taşır. Öğrenme
merakı çocuğunkinden az değildir. Ama bilginin ne olduğu kadar sunuluş tarzı
onun merk duygusunu harekete geçirir.O başkalarının öğretmeye çalıştıklarını
değil, kendi öğrenmek istediklerini merak eder.Arkadaşlarını, ilişkileri, spor
takımlarını,artistleri derde öğretilenlerden daha merak uyandırıcı bulur.Genç
insanın merak ettiği şeyler çok ama çok fazladır.Oysa merak bazen tehlikelidir.
Çocuğu büyüleyen, merak ettiği ateş onu yakabilir.Ergenlikle birlikte yeni
heyecanları ve deneyimleri körükleyen duyuşsal merak artar.Gençlerde madde
kullanma,sigara içme,hızlı araba kullanma,korunmasız cinsel ilişki ve diğer
kendine zarar veren davranışlar,suç sayılan hemen bütün eylemeler merak etmenin
sonucudur.

Çocuğun ergenliğe
girmesiyle sadece onun değil, ailesinin de merakı artmaya başlar.Ergenliğe
giren çocuğun ne yaptığını, ne yapacağını merak etmek aile için bir görev
haline gelir.Genç merak ettikçe aileden uzaklaşır,o uzaklaştıkça ailenin merakı
artar.Karşılıklı merak aile ve genç arasında en büyük sorun olur.Merak eden
aile araştırır,karıştırır, izler,zorlar kendi merakını gidermeye çalışır.Öte
yandan gencin meraklarına sınır koymaya uğraşır. Ailenin merakı, gencin
dışarıya olan merakını arttırır. Gencin aileden daha çok uzaklaşmasına, duygularını,
düşüncelerini daha çok gizlemesine neden olur. Oysa paylaşsalar
meraklarını,sorsalar birbirlerine ve itiraf etseler, birlikte ortak meraklara
koşabilirler. En azından aileler vazgeçebilse “Paylaşmak zorundasın” demekten,
belki de gençler “Sizi ilgilendirmez” demeden onların meraklarını giderecektir.

Ergenlik
döneminde cinsellik ayrı bir dünyadır ve ebeveynelerin etkisinin olmadığı ya da
çok az olduğu bir alandır. Ergen cinsel konuları merak eder ve denemek ister.Artık
oynadığı evcilik oyun olmaktan çıkar, kimi zaman sonu düşünülmeyen riskli
denemelere dönüşür.Merakını giderebileceği bilgi kanalları artmıştır. Yine de
ulaşabildiği bilgilerin doğru olmama olasılığı ve deneyimlerin kötü sonuçlanma
riski çok fazladır. Cinsellik merakını gidermeye çalışırken kendini birden
adını bile bilmediği ama kendisinde olduğunu öğrendiği bir cinsel hastalığın
sonuçlarını merak ederken bulabilir. Yine merakının sonucu henüz büyürken anne
ya da baba olacağını öğrenmenin şoku ile bölünebilir.

Artan merak duygusu
her zaman gençlerin riskli davranışlara yönelmesine neden olmaz.Yine de yeni
riskli heyecanlar ve deneyimler nadiren gencin yeni çözüm yolları bulmasına,
riskli ama yararlı buluşlara ulaşmasına  yarar.Güvenli büyüyen çocuklar her yaşta daha
meraklı,yeni bilgiye açık olur ve bu yeni bilgilerle fikir değiştirip,
kendilerini geliştirebilirler.

MERAK’IN
KARANLIK  VE AYDINLIK  YANLARI

Merak kişinin yaşam
döngüsünde davranışlarını olumlu ya da olumsuz etkileyen bir duygudur.
Bildiğini ya da hissettiklerini doğrulama arzusu önemlidir. Çocukluktan
erişkinliğe değin merak bilimsel ilerlemeler için şarttır. Eğer bu tür meraklar
olmasa bugün ne aya gidilebilirdi, ne de telefon, elektirik gibi yaşamımızı
yöneten buluşlar yapılabilirdi. Önemsiz,anlamsız bilgileri toplama,madde
kullanımı,korunmasız cinsellik,zarar verici diğer davranışlar da merak
sonucudur. Evet,yeni buluşlar için,öğrenmek için merak şarttır. Ama karanlık
yana geçmeden merakı durdurabilmek için yapılabilecekleri bilmek de önemlidir.Çocuk
yetiştirirken ve kendiniz büyürken bu duyguyu olumlu mu olumsuz mu
kullanacağınıza karar vermeniz gerekir. Çünkü 
merak birden size dönen bir silah haline gelebilir. Merak kediyi öldürür
mü bilinmez ama doğru şeyleri merak etmediğinizde karanlık tarafla karşılaşmış
olursunuz. Orada ulaşılan yalnızlık bu karanlığı arttıracaktır. Ve inanınki ne
yalnızlıkta  ne de karanlıkta merak
edilecek olumlu,sizi yüceltecek değerler bulunmaz.Yine de çocuklara ve gençlere
“Merak etme sen”  ya da “Benim izin
verdiğim kadarını merak et,iyi şeyleri merak et” demek yerine meraklarını
giderebilecekleri güvenli yollar sunmaya çalışmak, riskli meraklarının
sonuçlarının ise sadece yeni buluşlar olmasını dilemek meraklı yetişkinlerin
aydınlıkta kalmasını sağlayacaktır.

Prof.Dr.Bengi Semerci

Psikeart

Kasım-Aralık
2013

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram