İSTEDİĞİNİ ELDE ETMEK VE ONDAN GEREĞİ GİBİ FAYDALANMAK AKILLI İNSANIN HEDEFLERİNİN BAŞINDA GELİR (FRANK O’MALLEY).

 

Hedef nedir? Sözlük anlamına bakıldığı zaman amaç, erek, gaye, maksat ve nişan alınacak yer gibi tanımlar karşımıza çıkar. Söz konusu kişisel hedef olduğu zaman, en iyi tarif varılmak istenen, olunmak istenen yerdir. Doğduğumuz andan başlayarak bazı hedefler belirlemeden de bazı şeyleri başarır ve bazı yerlere varabiliriz. Ancak beklentisiz, amaçsız olmak plansızlığı getirir. Hedefsiz elde etdiklerimiz ile ne yapacağımızı, sonrası için ne yapmamız gerektiğini anlamakta zorluk çekeriz. En önemlisi hedef olmadan elde edilenler mutluluk hissetmemizi engeller. Çünkü mutlu hissedebilmek için, kendimizin, yaptıklarımızın farkında olabilmemiz gerekir.

 

Her aile çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan başlayarak çocukları için bazı hedefleri beklenti adı altında belirlemeye başlar. Kendi hedefleri olan çocuk sahibi olmayı, çocuk sahibi olduktan sonrası için düşündüklerine bağlayarak, bunları çocuğun hedefi olarak düşünürler. Hatta beklediği bebeğin cinsiyeti için oluşturduğu istek bile çocuk için aile tarafından konulmuş hedeftir. Hazırlanan kıyafetler, seçilen isim ve çocuğa karşı davranışlar bu hedefe yönelir.

 

Her yaşta hedefler belirlenir. Ama yaş büyüdükçe hedefler daha karmaşık ve uzun vadeli hale gelirler. Çocukların yaşlarına ve gelişim dönemlerine göre hedefleri olur. Bir bebeğin hedefi acıktığını ya da altının kirlendiğini büyüklere anlatabilmektir. Yürüyemeyen bir çocuğun en büyük hedefi yürümektir. Onu başarınca istediği yere gidebilmek, koşabilmek ve merdiven çıkabilmek hedef haline gelir. Önemli olan hedefinin onun bir sonraki hedefe götürecek bir basamak niteliğinde olmasıdır. 

Yaşadığımız sürece çeşitli kararlar vermek zorundayız. Bu kararları verirken, çocukluğumuzdan başlayarak bize öğretilen becerileri, düşünce sistemlerini kullanırız. Başlangıçta, dünyaya gelişimiz dahil olmak üzere kararları bizim adımıza başkaları verir. Gelişip, büyüdükçe kendi kararlarımızı kendimizin alması ve bunun getirdiği sorumlulukları da öğrenmemiz beklenir. Karar alan, kararın sonuçlarından doğan bedeli de öder. Bu nedenle karar almak kadar, sonuçlarına katlanma sorumluluğunu da öğrenmemiz gerekir. Kendimiz için geleceği kurgularken kendimize nasıl hedefler koymuş ve onlara ne kadar ulaşmışsak, başarımızı ona göre değerlendiririz. Kurgulanmadan, planlanmadan elde edilenlere başarı demek mümkün değildir. Benzer şekilde, kurgulamadıkları, planlanlamadıkları ve istemedikleri şeylere ulaşamadığı için başkalarını “başarısızlıkla” nitelendirmek doğru olmayacaktır.

Başarıya erişmenin ilk adımı istekleri ve beklentileri doğru kurgulamaktır. Büyük düşün, büyük kazan denilmekle birlikte bu her zaman gerçekçi değildir. Hiç hedefsiz ve beklentisiz başarı olmayacağı gibi, anlamsız, size uymayan ve ulaşılması zor planlar peşinde koşmak da başarı getirmeyecektir. 

Geleceği kurgularken sadece arzularımız değil, şartlar, olanaklar, eğitimimiz, yapabileceklerimiz ve en önemlisi kendi yeteneklerimiz konusunda tarafsız olmayı başarabilmek gerekir. Aksi halde devamlı başarısızlık duygusu, mutsuzluğu ve umutsuzluğu yanında taşıyacaktır. Meslek sahibi olmak, o meslekte yükselmek, tanınmak belli ölçütlere bağlıdır. Ama sonuçta beklenti hedefe ulaşmak ve başarıdır. Bu kural sadece çocuklar için değil, çalışma yaşamı ve kurumun hedefleri için de geçerlidir. Kararlı olmak, yılmamak, engellerden korkmamak ancak bu değerlendirmeler doğru olduğunda başarıyı destekler. İş yerinin kurumsal başarsı doğru strateji ve doğru örgütlenmeye bağlıdır. Dinlemek, katılmak, yaratıcılık ve en önemlisi bilgi, iş yaşamında kişisel ve kurumsal başarıyı getirir.

Prof.Dr.Bengi Semerci

 

“Hedef:Başarı kitabından”

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram