Ekim ve Kasım aylarında, sağlıklı ilişkiler kurmanın önündeki engellerden bahsetmiştim ve demiştim ki;  “sağlıklı ilişkiler kuramayan kişiler ya kendilerinin ya da kendilerinden başka kimsenin farkında değillerdir.” Hangi ilişki kalıplarını istemsiz ve kontrolsüzce kullanmanın, ilişkileri sağlıksız hale getirdiğine de değinmiştim.  Sağlıksızlığa ilişkin çokça şeyi konuştuğumuza göre, sıra sağlıklı olanı anlamaya geldi.


Sağlıklı ilişkiler, sağlıklı bireyler tarafından kurulabilir. Gestalt yaklaşımına göre ise, sağlıklı kişiler; sorumluluklarını alabilen, olgun, otantik vepotansiyellerini  gerçekleştirebilen bireylerdir. 


Sağlıklı bireye ilişkin özellikler şu şekilde sıralanabilir:


·         Sağlıklı birey, duygu, düşünce ve davranışlarının sorumluluğunu üstlenir. Dolayısıyla, kendi kararlarını kendisi alabilir, kendisi için önemli olanı toplum için önemli olandan ayırdedebilir. Davranışlarını, toplumun kabulünü ve onayına dayandırmaz. İhtiyaçlarının karşılanmasını devletten beklemez, kendisi ve diğeri için elinden geleni yapmaya çalışır. Kendi sorumluluğunu alabilen kişi, mağdur ve zavallı rolüne bürünmez. Başına gelen zorlu olaylarda bile kendisinin ve diğerinin payını görerek, bir sonraki adıma yönelir. Sorumluluğunu alabilmesi, daha özgür seçimler yapabilmesini ve bunların ardında durabilmesini sağlar. Sorumluluğunu alabilen kişi  “Beni kızdırıyorsun” değil “Sana kızıyorum” , “Senin yüzünden” değil “Benim seçimlerimden” diyerek kendini ifade eder.


·         Sağlıklı birey, özgürce seçimler yaparken toplumun kabulüne odaklanmaz demek, onları yok sayar anlamına gelmez. İçinde bulunduğu koşulları ve kişileri de göz önünde bulundurarak, kendi uygun gördüğü şekilde hareket eder. Bu da onları otantik bireyler haline getirir. Yani, neyi, ne zaman, ne şekilde söyleyeceğini bilir ve başkalarının bundan nasıl etkileneceğini hesap edebilme becerisine sahiptir.


·         Sağlıklı birey kendini destekleyebilme yetisine sahiptir.  Yaşam olgunlaşmak için fırsatlar doludur ve her olgunlaşma fırsatı aslında içinde kaygı ve korkular barındırır. Sağlıklı kişi bu kaygı ve korku hallerinde kedini yatıştırıp, kendine cesaret verebilme becerisine sahiptir. Daima kendisine destek olacak birilerini aramaz. Sadece kaygı ve korkuya odaklanmaz, bunların ardındaki büyüme fırsatını görmeye çalışır.


·         Sağlıklı birey, kendi potansiyelini gerçekleştirebilmenin derdindedir. Onun için en mükemmmel ya da  kusursuz olmak kriter değildir. En güzel, en başarılı olmak gerekmez. Önemli olan kendi güzel  ve başarılı yönlerinin farkında olmak ve onları kullanabilmektir.  Bu durum kişinin kendini olduğu gibi kabul edebilmesinin anahtarıdır.


Kişinin sağlıklı olması kuracağı ilişkiyi de sağlıklı kılacaktır. Böylelikle “sen bana kızgınsın” diyerek hislerini karşısındakine yansıtmasına ya da  “ailemin onaylamadığı biriyle birlikte olamam” diyerek çiğnemeden yutmasına gerek kalmayacak, seçimleri hatalı bile olsa bunun sorumluluğunu alacak ve karşısındakini zor durumda bırakmayacaktır.


Sağlıklı bireyler olabilmek ve sağlıklı ilişkiler kurabilmek, bir süreç ve emek gerektirir. Çünkü sağlıksızlığa ilişkin değindiğimiz tüm ilişki kalıpları, doğduğumuz andan itibaren deneyimlediklerimiz ve bunların sonunda öğrendiklerimizle yerleşik hale gelmiştir. Zamanın birinde, çevremizdeki zorluklardan ve kendi küçük dünyamızdaki bireylerden bizi koruyan bu kalıplar, yetişkin bireyler olup daha büyük bir sosyal çevreye girdiğimizde artık işlevlerini yerine getirmezler. Her kurduğumuz ilişkide o küçük ailenin kalıplarını aramaya başlar ve onu bulamazsak da kaçarak uzaklaşmaya çalışırız. Bu da sağlıklı ilişkiyi yakalayabilme fırsatını elimizden alıp götürür. Sırf bu sebeple de kadınlar babaları, erkekler anneleri gibi eşler bulmaya çabalar dururlar. Bu aynı örüntünün yaşam boyu devam edebilmesi ve kendimizi güvende hissedebilmemizi sağlar. Ancak kendimizi güvende hissetmemiz ilişkilerin sağlıklı olduğu anlamına gelmez.


Demek ki, olması gereken önce kendimizi sağlıklı kılabilmek. Bunun için önce birey olarak, kendimizi tanımak, sağlıklı ve sağlıklız yönlerimizi farketmek, yeni deneyimlere açık olmak ve bizi endişelendirip korkutan durumları büyüme ve gelişme önündeki fıratlar olarak görebilmek gerekir. Bu bir süreç ve ilk adımı farkındalık kazanabilmek. Ocak ayında “Farkındalık Nasıl Kazanılır?”la görüşmek üzere…


Uzm. Psk. Derya Gülterler


Klinik Psikolog


 

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram