“Kişinin bildiği ile bilmek istediği arasında uçurum arttıkça merak artar.” Merak hakkında kuramsal çalışan bilim adamları böyle söylüyorlar. Bizim toplum olarak aşırı meraklı olduğumuz da bir gerçek. Çok az şey biliyoruz da ondan mı bu kadar meraklıyız ve merakımız doğru şeyleri öğrenmeye mi yönelik? Toplumun entellektüel seviyemize, bilimsel başarılarımıza bakınca olumlu şeyleri merak etmediğimiz, merakımızın daha çok gereksiz ayrıntılara ilişkin olduğu düşünülebilir. Bir yandan insanları fazla meraklı olmakla suçlayan,merağın başına dert açacağını anlatan ünlü sözlerimiz var.Bunun yanında meraksız olmakla insanları suçlayan arkadaşlarımız,ailelerimiz eksik değil. İş yerinde meraklı olmak kimi zaman övülen kimi zaman yerilen bir davranış. Gerçekten merak iyi bir şey mi? soruna yanıt aramak gerekir.

Öğrenmenin temeli

Öğrenmenin temelinde merak yatar. Bu nedenle çocukluk döneminde merak duygusu körüklenmeye çalışılır. 3 yaş civarında artan öğrenme merakı nedeni ile “Bu ne?” “Neden böyle?” soruları başlar. Bu merakın çocuğun öğrenmesini sağlaması için yönlendirilmesi ve yanıtlanması gerekir. Ona yaşına ve gelişim dönemine uygun verilecek yanıtlar ilerlemesini sağlayacaktır. Eğer merak ettikleri öğretilmez, soru sorması engellenir,susturulursa beklenen gelişi gösteremez.

Erişkinlik döneminde de merak bilimsel ilerlemeler için şarttır. Eğer bu tür meraklar olmasa bugün ne aya gidilebilirdi, ne de telefon, elektirik gibi yaşamımızı yöneten buluşlar yapılabilirdi. Ama her merakın sonucu olumlu olmaz. Çünkü öğrenmeye karşı olan merak, tutku aynı zamanda bazı kötü alışkanlıkların da nedenidir. Alkol ve madde bağımlılığı, suç sayılan eylemler merak sonucu oluşur. Voyerism’in (Rontgencilik) temelinde de merak vardır. Rontgencilik denildiğinde sadece bir hastalık olduğunu düşünmemek gerek. Başka insanları gözetlemenin ve bundan haz almanın psikiyatrik bir bozukluk olduğu kesin. Ama hastalık boyutuna gelmeden, dedikodu dinleyerek, magazine aşırı ilgi göstererek ve bu ilgimizi “haber almak için” diyerek kendimizi kandırdığımız bir rontgenci tarafımız var. Teknoloji sayesinde bu rontgenci yanımız toplumsal hale geldi ve adeta bir “dikiz kültürü” oluştu. Başkalarının facebook sayfalarını, twitterlarını takip ediyor,resimlerine bakıyor, onlar hakkında konuşuyoruz.

Merakın nedeni

Birçok teorisyen merakın temelini açıklamaya çalışmış. Freud merakın temelinde cinsel dürtülerin olduğunu söylerken, Paige ve Hunt insanın dünyayı anlamlandırma çabası olduğunu söylemiş. Hepsinin ortak noktaları var: Merakın altında bazı temel örüntüler bulunuyor. Bunlar; Çözümleme, kızgınlık, düşmanlık ve bilgi ile başkalarının üzerinde üstünlük sağlama isteği. Hepimiz kendimizi iyi hissetmek isteriz. Bu isteği sağlamlaştırmanın yolu kendimizi kötü ile karşılaştırmaktır. Kötü olanı saptamak için merak eder ve öğreniriz. Bu nedenle yıldızlar, ünlüler, zenginler hakkında yazılanları okuruz. Onlar hakkında ne kadar çok şey bilirsek kendimizi onlara o kadar yakın ve onların olumsuzluklarını konuşarak kendimizi değerli hissederiz. Öğrenme kısmı meraktır, konuşma kısmı dedikodu. Bazı insanlar için dedikodu çocukluğundan itibaren başka insanlara şiddet uygulama biçimidir. Düşmanlığını, kıskançlığını, korkusunu dedikodu yaparak gösterir. Böylece şiddet artık sözdedir. Cinselliğin tabu olduğu toplumlarda en çok merak edilen şey cinsellik olur. Bir yandan kabul edilemez bir olgu olan cinsellik, diğer taraftan merak için en önemli itici güçtür. Böylece başklarının yatak odaları, etek altları dikizleme alanına döner. Teknoloji sayesinde de öğrenilenler görsel ve sözel dedikodu halinde tüm topluma yayılabilir. İçimizdeki öfkeyi, baskı kurma isteğini, düşmanlığı kimliğimizi bile bildirmeden bu şekilde doyurmak olumsuz merak duygusunun ve dedikodunun doruk noktasıdır.

Merak etmeyelim mi?

Merak kişinin yaşam döngüsünde davranışlarını olumlu ya da olumsuz etkileyen bir duygudur. Bildiğini ya da hissettiklerini doğrulama arzusu önemlidir. Çocuk yetiştirirken ve kendiniz büyürken bu duyguyu olumlu mu olumsuz mu kullanacağınzıa karar vermeniz gerekir. Çoğu kez merak sonucu başkaları hakkında öğrendiğimiz şeyleri diğer insanlarla paylaşarak, dedikodu yaparak kendimizi rahatlatırız ve bunda kötü bir şey olmadığını düşünürüz. Ama merak ve dedikodu tehlikeli ve zor bir silahtır. Birden size dönen bir silah haline gelebilir. Merak kediyi öldürür mü bilinmez ama doğru şeyleri merak etmediğinizde karanlık tarafla karşılaşmış olursunuz. Ulaşılan yalnızlık bu karanlığı arttıracaktır. Ve inanınki ne yalnızlıkta ne de karanlıkta merak edilecek olumlu, sizi yüceltecek değerleri bulamazsınız.

Prof. Dr. Bengi Semerci

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram