Yaşam boyunca
hedeflere ulaşmaya çalışırken birçok sınavdan geçeriz. Okul sınavlarını, işe
girme sınavları, yükselme sınavları izler. Bu arada yaşam sınavımımız da
sürmektedir. Doğru hedeflerle geçirilmeyen bir yaşamda sınavlarda başarılı
olmak zordur. Başaramayacağım korkusu peşinizi bırakmaz. Ne kadar hazırlanırsanız
hazırlanın, “ya olmazsa” kaygısı başladığında performansınız düşecektir.

Uzun süredir
çocuklarımız genellikle kendilerine hedef olarak erişkinler tarafından konulmuş
okullara girmek için sınavlara giriyorlar. Tüm yıllar boyunca okul
çalışmalarına ek olarak dersler alıyor,kurslara gidiyorlar. Sürekli deneme
sınavlarından geçiyorlar. Haziran okulun sonu, yazın başlangıç ayı olmaktan
çıkıp bir sınav ayı olarak hazfızalarına yerleşiyor. Bu ay her yaş grubundan
çocuğun peşpeşe sınavları var. Yeni okula başlayacakların bile bir kısmı, okul
seçiminde sınava alındığı için sınavla geçirecekleri, sınavla
bitirecekleri  eğitim yaşamına sınavla
adım atıyor.

Haziran ayının
gelmesiyle  birlikte sınava girecek olan
çocukların, stresleri iyice arttı. Anne babalar da benzer durumda. Aslında iki
sınavın birbiriyle bağlantısı var. Çoğunlukla,çocuklarının iyi bir liseye
girmesini, üniversite sınavında daha başarılı olmaları için istiyorlar. Hatta
bazen onların yerine tüm kararları alıyor, onların çalışmaları için adeta bir
koç gibi davranıyorlar. Her iki tarafın stresi arttıkça ev sıkıntı da artıyor.

Tüm bunlarla
başedebilmenin ilk basamağı isteklerinizi ve beklentinizi çocuğunuzun yeteneklerine
ve düzeyine göre belirlemektir. Eğer bunları düşünmeden hedefler koyar ve
çocuğunuzu zorlarsanız, hem siz hem de o zorlanacak ve hayal kırıklığı
yaşıyacaksınızdır.

Sınav Kaygısı

Sınav kaygısı
sadece büyük sınavlara özgü değildir. Bazı çocuklar için her sınav bir kaygı
kaynağıdır. Bu kaygı çalışmasıyla bağlantılı değildir. Sınavla ilgili yarattığı
olumsuz düşünceler, sınavın kötü geçeceğine ilişkin inanışlar bu kaygının
kaynağıdır. Kaygı belirtileri sınav performansında gerçekten düşüşe neden olur.
Bu kaygılar başarılı olamama korkusu olan ve bu korkunun aileler tarafından
desteklendiği çocuklarda daha sık görülür. Eğer çocuk ailesinin başarıyı çok
istediğini hissederse, bu şekilde büyütülmüşse “ailesinin sevgisinin başarısına
bağlı olduğunu, başarısız olduğunda sevilmeyeceğini” düşünür.Bu durum kaygıyı
arttırır. Günlük sınavların dışında, liselere ve üniversiteye giriş sınavı
öncesi, aileler bir yandan çocuklarına “sınavın önemli olmadığını, elinden
geleni yapmasını söyler”, bir yandan çok çalışmasını ister ve bir yandan da
konuşmaların içinde “Bu sınavı kazandığında herşeyin daha iyi olacağı, yaşamını
değiştireceğini” sıkıştırır. Sonra çocuğun kaygısına şaşırır ve başetmesini
bekler.Bunun dışında, kendine güvensizlik, karamsarlık, daha önceki başarısızlıklar,
beklentilerin gerçeğe uygunsuzluğu ve bilgisiz olmak kaygı nedenleridir.Ayrıca
plansız, programsız olmak, hedef belirleyememek, arkadaşların olumsuz etkileri
kaygıyı arttırır.Kaygı sırasında sıkıntı, terleme,titreme gibi fizyoyoljik
belirtilerin yanısıra, olumsuz düşünceler gelir. “Kazanamazsam benim sonum
olur, ailem çok fedakarlık yaptı,onların yüzüne bakamam, kazanamazsam rezil
olurum, arkadaşlarım ne düşünür” gibi düşünceleri olumlu hale çevirmek, kaygıyı
azaltmak için önemlidir.

Çocuğumuzun geleceği,
eğitimli, sosyal olması, iyi bir okulda okuması çok önemlidir.Ama, yaşamı ve
sağlığı herşeyden önce gelir.Kaygıyla baş edebilir ve birbirinize güvenir,
inanırsanız üstesinden gelinmeyecek hiç bir sınav yoktur.

Prof.Dr.Bengi
Semerci

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram