04May/14

BENİM ANNEM….

“Benim annem..” diye başlayan cümleler konuşmayı öğrendiğimiz andan başlayarak en çok kurulan cümlelerden biridir. Ergenliğe kadar “Benim annem en güzel, en akıllı, en iyi..” diye süre giden cümleler, ergenlik döneminde çoğunlukla “ Benim annem çok katı, izin vermez, ona kızıyorum..” şekline döner. Sonra büyürsünüz. Zaman geçtikçe  “Onun gibi olmayacağım” dediğiniz annenize benzemeye başladığınızı fark edersiniz. Aslında zamanında kızdığınız ve yanlış bulduğunuz şeylerin doğru olduğunu anlarsınız. O zaman annenizin “Anne olunca anlarsın.” Sözü aklınıza gelir, gülümsersiniz. Ama en çok anladığınız anne olmanın sadece bir bebek doğurmak olmadığıdır. Çoğu kez aksi şeyler söylense de, anlamanız gereken en önemli şey ise anne olmanınDevamı…

06Nis/14

MARKA PSİKOLOJİSİ

Marka psikolojisi dedeğimiz şey aslında markaya karşı oluşan bizim psikolojimizdir.Bu gerçeği fark ederek yapılan sunumlar aklımıza kazınırlar.  Marka, tüketicinin, ürün ya da hizmeti sağlayan ile ilgili tüm duyusal deneyimlerinin toplamını barındırır. Bu deneyim tümüyle duyusal bir deneyimdir. Bu nedenle bir marka yaratmak istiyorsanız, duyuların nasıl çalıştığını, işlevlerini ve nasıl yönetileceğini öğrenmeniz gerekir. Bu markanın içeriğinin,logosunun, renklerinin ve tanıtımının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine hepsi birlikte tek tek oluşturdukları etkiden daha farklı ve daha büyük bir etkiye sahiptir.   İnsan Zihnini Tanıyalım Beynimizin gün içerisinde algıladığı şeylerin çok büyük bir çoğunluğu bilinç seviyesinin altında gelişir. Yani o an düşündüğümüz şeyiDevamı…

02Mar/14

ŞÜPHEDEN PARANOYAYA

Yaşamımız boyunca ne kadar çok şeyden şüphe ediyoruz. Şüphenin karşıtı körükörüne inançdır. Sağlıklı olan zihin sorgulamalı, araştırmalı, denemelidir. Belirsizliği gidermek için yeniden bakmalı, yeniden denemeli, anlamaya çalışmalıdır. Ancak bunlar her zaman tam olarak şüpheyi gideremez. İşte o zaman sağlıklı düşünceyle sağlıksız düşünce arasındaki ayrım belirginleşir. Sağlıklı düşünce, belli oranda belirsizliği kabullenir, şüphe ile başeder. Şüphelere sahip olsak da, inanmaya ihtiyaç duyarız. Birilerine, bir şeylere inanmak kendimizi güvende hissettirir. “Arkadaşım gerçekten bana değer veriyor mu?” ile başlayan şüphelerimiz, onu her an sınamaya dönerse, “Beni seviyor mu?” diye biraz heyecanlı bir şüpheyle başlayan aşkınız “Beni aldatıyor mu?” şüphesiyle çekilmez hale gelirse sorunDevamı…

02Şub/14

SUNUM YAPMAK

Yaşınız kaç olursa olsun yaşamın bir yerlerinde birilerine bir şeyler sunmanız gerekir. Sunumlar yapmak hedef ulaşma yollarından biridir. Okulda sözlüye kalkmak, ders anlatmak, işe girerken kendinizi tanıtmak, işinizle ilgili bir konuyu başkalarına aktarmak kaygı nedeni olabilir. Her sunumun bir sınav olabileceğini düşünerek kaygıyla baş etmek gerekir.   Aslında yaşam süresince sunumlarda bulunuruz. Bazen kendimizi, bazen bilgimizi, bazen yeteneğimizi sunmaya çalışır ve sunumumuzun kabul görmesini bekleriz. Çünkü sahip olduklarımızı nasıl ortaya koyduğumuz çoğu kez sahip olduklarımızdan önemlidir. Kendimi doğru ve etkili anlatabilmek anlaşılmamızı sağlar. Bilgimizi, yeteneğimizi doğru sunmak takdir ve kabul getirir.   Sunum yapabilmek için temel bazı gereksinimler bulunur. ÖncelikleDevamı…

05Oca/14

BAŞARIDAN KORKULUR MU?

“Başarı nedir?” sorusuna tek bir yanıt vermek zordur. Kabaca engelleri geçerek bir şeyi gerçekleştirme ya da elde etme olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, psikolojinin  başarı kazanma arzusunun altındaki güdüyü araştırmasına neden olmuştur. Başarı gereksiniminin kişiden kişiye değiştiği  bu araştırmaların sonuçlarındandır. İş ve aile yönelimi adlı bir ölçek geliştirilerek bireylere göre değişen başarı gereksinimleri ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırmacılar para kazanmaktan çok, kendi koydukları başarı standardına ulaşmaya çalışan, bu sırada kendilerine güvenerek, sosyal baskılara ve diğer etkenlere boyun eğmeden sorumluluk alan kişilerin en yüksek başarı güdüsüne sahip olduğu sonucuna varmışlardır. Son olarak da, başarı güdüsü çok olan kişiler başarıya ulaştıklarında dahi bazen bunu yeterliDevamı…

02Ara/13

MERAK ETME SEN!

Merak etmememiz gerektiğini çocukluğumuzdan beri kaç kez duyduk, kaç kez söylendi kim bilir. Merak etmeyi endişelenmekle bir tutanlar tarafından kaç kez güvence verildi, kaç kez uyarıldık? Oysa ebeveynlerimiz, öğretmenlerimiz öğrenmenin temelinde merak duygusunun yattığını bilmeliydi. “Merak etme sen” yerine merak duygumuzu, öğrenmek için kullanmamızı sağlamaya çalışmalıydılar. Öyle yapsalar belkide toplumun büyük çoğunluğu merak etmeyi, öğrenmek yerine dedikodu yapmak diye anlamazdı. En önemlisi de merak duygularını zarar verici hatta öldürücü eylemlere dönüştürmez,dizginlemeyi ve yönlendirmeyi becerebilirlerdi. Merak hakkında kuramsal çalışan bilim adamları  “Kişinin bildiği ile bilmek istediği arasında uçurum arttıkça merak artar.” Diyorlar. Bizim toplum olarak aşırı meraklı olduğumuz da bir gerçek.Devamı…

04Kas/13

BİZ KİMİZ?

Kendinizi nasıl tanıtıyorsunuz? İş yerinizdeki unvanınız adınızdan önce mi dökülüyor dudaklarınızdan? Çevrenizde ne kadar çok emekli diye başlayan üst düzey unvanı kullanmaya devam eden kişi var, hiç dikkatinizi çekti mi? Geçenlerde katıldığım bir kurumsal toplantıda birçok kişinin birbirine “Sayın Başkan” diye hitap ettiğini duyduğumda, bu sorular yeniden aklıma geldi. Odada toplantının tek başkanı vardı. Ama eski başkanlar, neyin başkanı ya da müdürü olduğunu anlamadığım unvanlar, isimlerden önce hatta isimsiz telaffuz edilirken kimse garipsemiyordu. Hatta herkes mutluydu. Toplantı sonrası benim gibi dışarıdan katılan birine “Toplantıya kimler katıldı?” diye sorsalar “5-6 başkan, 2-3 müdür” dışında verecek yanıt bulunamazdı. Kimlik duygumuz nasıl gelişir?Devamı…

01Eki/13

YAŞLILIK VE BAYRAM

Yıllar içinde bayramlar adeta sadece yaşlıların anımsadığı ve özlediği zamanlar haline geldi. Bunun nedeni gençler gittikçe arasında “Bayram tatil demek” inancı yaygınlaşırken bayramın yaşlılara bırakılması mı?Yoksa yaşlılığın getirdiği değişiklikler nedeni ile bayramları yaşlıların sahiplenmesi mi?araştırmak gerekir. Bu araştırmaya  yaşlılığı ve oluşan değişimlerle başlamak doğru olur. YAŞLANMAK DUYGUSALLAŞMAK MI DEMEK? Yapılan çalışmalarda yaşlılık döneminde akıl sağlığına ilişkin diğer dönemlerden daha fazla sorun saptanamamıştır. Hatta yaşlıların olumsuz emosyonel durumları gençlerden daha iyi kontrol ettikleri görülmüştür. Değişen fonksiyonlar var tabi ki! Yaşlandıkça dikkat azalmasa da, dikkati bir uyarandan diğerine yöneltip, sonra tekrar öbür uyaranı izlemek, yani aynı zamanda dikkati bir kaç uyarana bölüştürebilmeDevamı…

02Eyl/13

HERKES İÇİN DAHA ADİL BİR DÜNYA

Her birimiz kendimiz için daha adil bir dünya istiyoruz. Dünyanın ve diğer insanların bize adil davranmasını diliyoruz. Olmadığı zaman kızıyor,direniyor,değiştirmeye çalışıyoruz. Tüm bunları yaparken genellikle önemli bir şeyi unutuyoruz: Kendimiz için istediğimiz adaleti, başkaları için de aynı arzu ile istemediğimiz sürece,onlar için sesimizi en az kendimiz için olduğu kadar çıkartmadığımız zaman dünyanın adil olması olanaksızdır. Adil olmayan bir dünyanın bize adil davranması mümkün değilidr. Herkes için adalet isterken, sesimizi en çok kendi seslerini çıkaramayanlar, seslerini duyuramayanlar için kullanmamız gerekir. Sesini duyuramayan grupların başında çocuklar gelir. Onlar için adalet sağlayamadığımız sürece hiç birimiz adil olamalayız. Kendiniz adil olamadan adalet istekleriniz  sonuçDevamı…

03Haz/13

HAZİRAN AYI SINAV AYI

Yaşam boyunca hedeflere ulaşmaya çalışırken birçok sınavdan geçeriz. Okul sınavlarını, işe girme sınavları, yükselme sınavları izler. Bu arada yaşam sınavımımız da sürmektedir. Doğru hedeflerle geçirilmeyen bir yaşamda sınavlarda başarılı olmak zordur. Başaramayacağım korkusu peşinizi bırakmaz. Ne kadar hazırlanırsanız hazırlanın, “ya olmazsa” kaygısı başladığında performansınız düşecektir. Uzun süredir çocuklarımız genellikle kendilerine hedef olarak erişkinler tarafından konulmuş okullara girmek için sınavlara giriyorlar. Tüm yıllar boyunca okul çalışmalarına ek olarak dersler alıyor,kurslara gidiyorlar. Sürekli deneme sınavlarından geçiyorlar. Haziran okulun sonu, yazın başlangıç ayı olmaktan çıkıp bir sınav ayı olarak hazfızalarına yerleşiyor. Bu ay her yaş grubundan çocuğun peşpeşe sınavları var. Yeni okula başlayacaklarınDevamı…