15May/15

ANNE-BABA OLMA ZAMANI

Hemen her çocuğun öyküsü iki erişkinin birlikte olmaya karar vermeleriyle başlar. Toplumsal gelişim ve kurallar nedeniyle bazı farklı durumlar olmakla beraber, iki erişkinin verdiği ‘evlilik’ kararı aynı zamanda dünyaya bir çocuk getirmeye ve anne-baba olmaya karar verdiklerini de gösterir. Gerçekte evlenmiş olmak, anne-baba olmak için yeterli midir? Ana babalık, özellikle de annelik bir içgüdüden çok, öğrenilmesi gereken önemli bir iştir. Bir çocuğu büyütmeye başlamak, anne-baba olmaya kendini hazır hissetmek ve karar vermekle başlar. Yaş olarak bir zaman belirlemek zordur. Genç yaşta kendini ruhsal olarak bu göreve hazır hissedebilen kişiler olabileceği gibi, bu duygu daha ileri yaşlarda da oluşabilir. Ama bazenDevamı…

11May/15

MERAK BİZİ GELİŞTİRİR Mİ?

“Kişinin bildiği ile bilmek istediği arasında uçurum arttıkça merak artar.” Merak hakkında kuramsal çalışan bilim adamları böyle söylüyorlar. Bizim toplum olarak aşırı meraklı olduğumuz da bir gerçek. Çok az şey biliyoruz da ondan mı bu kadar meraklıyız ve merakımız doğru şeyleri öğrenmeye mi yönelik? Toplumun entellektüel seviyemize, bilimsel başarılarımıza bakınca olumlu şeyleri merak etmediğimiz, merakımızın daha çok gereksiz ayrıntılara ilişkin olduğu düşünülebilir. Bir yandan insanları fazla meraklı olmakla suçlayan,merağın başına dert açacağını anlatan ünlü sözlerimiz var.Bunun yanında meraksız olmakla insanları suçlayan arkadaşlarımız,ailelerimiz eksik değil. İş yerinde meraklı olmak kimi zaman övülen kimi zaman yerilen bir davranış. Gerçekten merak iyi birDevamı…

10May/15

İŞ VE AİLE YAŞAMINDA DENGE

Birey olmak, anne/baba olmak, evlat olmak, kardeş olmak, çalışan olmak, işveren olmak… Her birimizin yaşamı çok sayıda rolü uygun şekilde sahiplenebilmeyi ve rolün gerekliliklerini yerine getirebilmeyi zorunlu kılar. Bu rollerin hepsini aynı anda taşıdığımız gibi, içinde bulunduğumuz zaman ve ortam hangisinin daha ağırlıklı olacağının belirleyicisidir.   Öyle zamanlar gelir ki, bazı roller diğerlerinin önüne geçmeye başlar. Gece gündüz çalışıp evin yolunu unutanlar, iş yerine çocuğunu da alıp gelmek zorunda kalanlar, anne-babasının yanında çocuklarını sevmekten kendini uzak tutanlar… İşte o zamanlarda hem kişinin kendi kendisin hem de etraftakilerin bu durumdan yaşadığı rahatsızlık gözle görülür bir hal alır.   Ağırlığın bir roldenDevamı…

08May/15

İŞ YERİNDEKİ GİZLİ PSİKİYATRİK SORUNLAR

Yaşam engellerle doludur. Bu engellerin bazıları olumsuz duygular yaşatır. Bu duyguların farkında olmak, onlarla başetmek ve hastalık boyutunda olduğunda tedavi olmak gerekir. Bulgular şiddetli olduğunda genellikle uzmana ulaşmakta sorun olmamaktadır. Ama bazen şiddetli olmayan belirtiler zamana yayılıp sinsi bir şekilde yaşamın değerini ve verimini olumsuz etkiler.   Toplumsal yaşam çalışanlara yeni yükler getirmiştir.Yeni sorumluluklar, yeni yükler başkalarına sıkıntılarını belli etmemeyi, gizlemeyi düşündürmektedir.Rekabete dayalı çalışma koşulları, önyargıalr, damgalanma korkusu durumun inkar edilmesine ve uzmana gidilmesine engel olmaktadır.   İş ortamında verimlilik ve performans bir çok etkene bağlıdır. Genellikle kendine verilenleri yerine getirmek insan için yeterli olmaz. Yeteneklerini tam olarak kullanamama duyugusuDevamı…

27Nis/15

İŞ YERİMDE PANİK ATAK GEÇİRİYORUM

“Panik yaptım” ya da “panik atağım oldu” gittikçe artan bir şekilde duyduğumuz cümleler haline geldi.İş yerinde olduğu zaman işi, ssoyal yaşamda ilişkileri, taşıt araçlarında olduğu zaman seyhati dolayısıyla hem işi hem özel hayatı etkileyen panik atak ya da panik bozukluğu nedir? Panik bozukluğu, herhangi görünen bir nedene bağlı olmaksızın ortaya çıkan ve bir kısım fiziksel tepkileri tetikleyen ani ve şiddetli korku ve kaygı durumudur. Bu durumda kişi, kendini durumla baş edemeyecek kadar çaresiz hisseder. Çoğu zaman bir kalp krizi geçirdiğini ya da bayılmak üzere olduğunu düşünür. Bu da kaygı ve korkusunun artmasına neden olur. Panik ataklar herhangi bir yerde meydanaDevamı…

27Nis/15

GEÇMİŞE KAPATILAN KAPI VE ARDINDAKİLER: UNUTMAK

ANMAK UNUTMAK İki tür nokta var Biri önüne ve ardına bakar, Biri ardına bakmaz, Ardını noktalar. ÖZDEMİR ASAF Still Alice (Unutma Beni) filmini izlediniz mi? Julianne Moore’un Oscar kazandığı unutmak zorunda olmayı çok iyi ama acı verici bir şekilde anlatan filmi? Daha önceleri de unutmak üzerine edebiyatlar, unutma üzerine savaşlar, unutma üzerine intikamlar, hayatlar kurulmuş. Kimi zaman unutulmaktan, unutmaktan yakınmışız kimi zaman unutamamaktan. Kimi zaman unuttuk diye suçlanmışız, kimi zaman unutamadık diye. Kimi zaman “unutacağım” diye haykırmışız, kimi zaman “unutmayacağız, unutturmayacağız”. Bazen unutmuş olmak zavallılık olmuş, aşağılanmış, bazen de unutamamış olmak. Doktorlara gitmişiz kimi kez “her şeyi unutuyorum” yakınmalarıyla, yineDevamı…

24Mar/15

İŞ YERİNDE STRES

Stres tamamen negatif bir şey olarak algılanmamalıdır.Stresin birey üzerinde tamamiyle olumsuz etkisi olduğunu söylemek mümkün değildir. Aşırı stresli durumlar kaçınılmaz şekilde bireye zarar verebilirken, orta düzeyde stres çoğu kez yararlı amaçlara hizmet edebilmektedir.Hatta  büyüme, başarı ve yeni becerilerin kazanılması için böylesi bir stres zorunludur. Makul düzeyde olduğu takdirde; kamçılayıcı bir güç, başarıyı tetikleyen bir faktör haline de gelebilir.   Bireyler; yeteneklerini, bilgilerini, deneyimlerini paylaşmak, arttırmak; sonucunda da başarı ve paraya çevirmek için çalışırlar. Bu başarı, çalışanın gayretinin işindeki yansıması, hedeflerine ulaşmasıdır. Eğer bu yolda bireysel yetersizlikler, bilgi azlığı gibi durumlar varsa bunlar stres yaratabilir. Ancak bunun altında başarısızlıktan korkma psikolojisiDevamı…

23Mar/15

BIRAKABİLMEK

Türk Dil Kurumu’na ait büyük sözlükte bırakmak kelimesinin tam 22 anlamı yazılı. Bugün gözden geçireceğimiz anlamlar ise sözlükte şöyle açıklanmış.1-Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. 2- Ayrılmak, terk etmek. 3-Sahiplik hakkını başkasına vermek. Sık sık gazetelerin üçüncü sayfalarında, magazin haberlerinde bırakamayanları okuyoruz. Bazen bir sevgiliyi, bazen madde kullanmayı bırakamadıkları için başlarına gelenleri ya da başkalarına yaşattıklarını görüyoruz. Ölümler, acılar bırakabilme eylemini, yani ayrılmayı beceremedikleri için geliyor. Bazıları birlikte olduğu insandan ayrılmayı “yok olma” ile eşdeğer tutup, ya kendilerini ya da ayrıldıklarını öldürmeye çalışırlar. Bazıları ise maddeye bağımlıklarından onu bırakmaktansa sağlıklarından hatta varlıklarından vazgeçerler. Sahip olduğundan vazgeçememek İlk mülkiyet duygumuzDevamı…

03Mar/15

BAZILARI İLE ANLAŞMAK ZOR:ZOR İNSANLAR

“Artık yapamıyorum. Her şeyden şikayet ediyor. Aynı odada çalışmam mümkün değil. Oda sıcak dedi. Camı açtık. Bu sefer rüzgardan yakındı. Çay geldi. Çayın ne kadar kötü olduğunu anlatmaya başladı. Her gün aynı çay geliyor ve aynı şeyleri söylüyor. Kaç kere çaycıya söyle bunları dedim. Hayır, bana söylüyor, sanki çayı ben demliyorum. Haklısın dedim olmadı, çay gayet güzel dedim olmadı. Doğru dürüst çalışmıyor ama hep çok yoruldum, çok işim var, sen ne rahatsın diyor. Ne yapsam fark etmiyor.Çalışamaz oldum. O varken nasıl rahat olurum?” Bu tür bir konuşma yapmak zorunda kaldığınız ya da dinlediğiniz olmuştur. Bir türlü sağlıklı ilişki kuramadığınız, kendiniziDevamı…

14Şub/15

MUTLULUK

Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin işin kolayına kaçmadan ama…. Nazım Hikmet En çok hissetmek istediğiniz duygu hangisidir? Sanırım “mutluluk” çoğunluğun yanıtı olacaktır. Her yerde nasıl mutlu olacağınıza ilişkin öneriler,mutlu olup olmadığınızı ölçen testler, mutluluğunuzu engelleyen şeyleri keşfetmenize yarayacak öneriler ve nicelerini bulabilirsiniz. Tanımlanmayacak ya da resmi yapılamayacak kadar zor mudur mutlu olmak? Mutluluk nedir? Mutluluk bir duygudur. Duygularımız güdüler gibi davranışlarınızı harekete geçirir. Açlık güdüsü karnınızı doyurmanız için arayışa neden olur ama, korkunuzun oluşturacağı hareket duruma ve kişiye göre değişir. Mutluluk ise, yaptığınız iş sonunda hissettiğiniz duygudur ve adeta bir ödüldür. Bu ödülün aradığı şeyler ise değişir. Ama hepsininDevamı…