10Ağu/15

SORUN SENDE DEĞİL BENDE

Murathan Mungan’ın “Kimdi Giden?” şiirini bilir misiniz? Bence ayrılıklara dair meseleyi en güzel özetleyen şiirdir o. “Kimdi giden kimdi kalan, giden mi suçludur her zaman?” diye başlar ve aslında kalanın da giden kadar  sorumluluğu olduğunu ( hatta belki de daha fazla) söyleyerek bitirir. Bu ayki “Psychology Today” dergisini okurken sık sık çınlattım Mungan’ın kulaklarını. Sizinle de dergide ayrılıklara dair yazan bilimsel bulguları paylaşmak istedim. İlişkileri bitirmek zordur; çünkü bir kimseye ayrılmak istediğinizi söylerken onun duyduyu şey “sevilmeye değer olmadığı”dır aslında. Son günlerde yapılan bir araştırmaya göre 13-17 yaşları arasındaki ergenlerin %24’ü için mesaj ya da mail gibi yazılı bir biçimdeDevamı…

10Ağu/15

FARKINDA OLMAK

“Yaşamın amacı yaşamaktır,yaşamak ise farkında olmaktır.” David Schiller   Komada olan bir insanın gerçekten yaşadığından bahsedebilir miyiz? Shiller’ın vurgulamaya çalışltığı şey de farkında olmanın bu boyutsal hali olsa gerek. Yaşantında olan biten şeyleri ne ölçüde farketme yetsine sahipsen o kadar yaşıyorsun demektir aslında.   Biz hep farkında olduğumuzu zannediriz. İşim gereği en büyük farkındalık sanrılarını bir terapistten yardım almasını önerdiğim kişilerde görüyorum: “Ben eşimin öfkeli bir adam olduğunun, onu kıskandıracak bir şey yaptığım anda bana böyle kötü davrandığının farkındayım. Ve bu benimle ilgili bir şey değil. Ben psikoloğa gittiğimde eşimin kıskançlığı değişmeyeceğine göre… “ ya da “Ne kadar titiz birDevamı…

10Ağu/15

GİZLİ SÜPER GÜÇLER

Korkunun Serbest Bıraktıkları   Korkunun olumsuz ve kaçınılması gereken bir duygu olduğunu düşünürüz. Halbuki korku, kendimizin bile farkında olmadığı bir çok gücümüzün ortaya çıkmasını sağlayabilir. Aslında korku, tehlike karşısında güvende olmamızı sağlayan bir duygudur. Hafif düzeyde korkunun olumlu etkileri olabilir. Korkunun gizli güçlerini keşfetmek, risk karşısında galip gelmenizi sağlayabilir. 1-      Tepki Yüzyıllar önce atalarımızın hayatı sürekli tehlike altındaydı; vahşi hayvanlar, doğal afetler, vs. Bu nedenle hızlı ve kuvvetli bir tehlikeye tepki sistemine ihtiyaç vardı. Günümüzde bu sistem varlığını korumaktadır. Duyusal bilgi beyne girdiğinde iki yola ayrılır. Biri hatırlayıp gözlemleyebildiğimiz bilinç düzeyi, diğeri ise tehlike sinyallerini hissedecek amygdala bölgesinden geçmek üzereDevamı…

10Ağu/15

Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda (DEHB) Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Bu ay sizlere erişkinlerde  DEHB sırasında uyguladığımız ve ilaç tedavisi ile birlikte olumlu sonuçlar aldımız bir tedaviden bahsedeceğim. Geçen aylarda bilişsel davranışcı tedavinin temel özelliklerini yazmıştım. Bilişsel Davranışçı Terapi kişilere var olan bilişsel özelliklerini ve inanç yapılarını fark edip değiştirmeleri konusunda yardımcı olmayı amaçlar. İnsanların düşüncelerinin, duygu ve davranışlarını ne şekilde etkilediğine odaklanır.   BDT ile kişiler alternatif düşünceler yaratarak yeni davranışsal ve düşünsel deneyimler kazandıracak olan yeni bakış açıları geliştirler. DEHB olumsuz düşünceden kaynaklanmaz. DEHB; genetik ve nörobiyolojik faktörlerin karmaşık bir şekilde birleşmesinin bir sonucudur. DEHB özellikle erişkinliğe kadar tanımlanmamışsa bilişsel üçlü olarak bilinen kişilerin kendileri, dünya ve gelecekDevamı…

10Ağu/15

SAĞLIKLI BİREYLER – SAĞLIKLI İLİŞKİLER

Ekim ve Kasım aylarında, sağlıklı ilişkiler kurmanın önündeki engellerden bahsetmiştim ve demiştim ki;  “sağlıklı ilişkiler kuramayan kişiler ya kendilerinin ya da kendilerinden başka kimsenin farkında değillerdir.” Hangi ilişki kalıplarını istemsiz ve kontrolsüzce kullanmanın, ilişkileri sağlıksız hale getirdiğine de değinmiştim.  Sağlıksızlığa ilişkin çokça şeyi konuştuğumuza göre, sıra sağlıklı olanı anlamaya geldi. Sağlıklı ilişkiler, sağlıklı bireyler tarafından kurulabilir. Gestalt yaklaşımına göre ise, sağlıklı kişiler; sorumluluklarını alabilen, olgun, otantik vepotansiyellerini  gerçekleştirebilen bireylerdir.  Sağlıklı bireye ilişkin özellikler şu şekilde sıralanabilir: ·         Sağlıklı birey, duygu, düşünce ve davranışlarının sorumluluğunu üstlenir. Dolayısıyla, kendi kararlarını kendisi alabilir, kendisi için önemli olanı toplum için önemli olandan ayırdedebilir. Davranışlarını,Devamı…

10Ağu/15

BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ

Bu ay sizlere Enstitü’de uygulandığımız bir terapi şeklini tanıtmak istiyorum. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) kişideki işlevsel olmayan düşünce ve davranışları değiştirmeye çalışır. Psikolojik bozuklukların altında yatan ortak mekanizma, kişinin ruhsal durumunu etkileyen çarpıtılmış ya da işlevsel olmayan düşüncelerdir. Bu düşüncelerin gerçekçi bir şekilde yeniden değerlendirilip, değiştirilmesi, duygularda ve davranışlarda düzelmelere yol açar. Bilişsel Davranışçı Terapi kısa süreli, şimdiki zaman yönelimli, yapılandırılmış bir psikoterapi tarzıdır. Bu terapinin etkinliği deneysel kanıtlarla desteklenmiştir. Süreçte danışan kişi ile çeşitli sorunları belirlemek ve anlamak için, iyileşmeyi hedef alan bir işbirliği içinde düşünce, duygu ve davranışlar arasındaki ilişkiler konusunda çalışılır. Bu yaklaşım genellikle “şimdi ve burada”Devamı…

10Ağu/15

ÇOCUĞUMU DİĞER ÇOCUKLARLA KIYASLAMADAN DURAMIYORUM

“O senden daha iyi koşuyor”, “Kardeşin senin yaşında keman çalardı”. Herhangi bir art niyetleri olmamasına rağmen, ebeveynler sıklıkla çocuklarını başka çocuklarla ya da kardeşleriyle kıyaslarlar.  Bazı aileler çocuklarının, diğer çocuklara kıyasla çok iyi olduklarını düşünüp, çocuklarına bunu davranışlarıyla belirtirler (Benim oğlumun elinden her iş gelir).  Bu tutum çocukları yüreklendirmek yerine ağır bir baskı oluşturur. Yaptıkları en ufak bir hata bile büyük bir felaket haline gelir.   Bazı aileler ise, çocuklarını kendi kendini doğrulayan olumsuz düşüncelerle kıstırdıklarını bilemeden, sürekli eleştirirler (Kardeşin senden çok daha iyi yüzüyor).  Bu çocuklar ebeveynlerinin düşüncelerinden ve onlarla ilgili yargılarından çok çabuk etkilenirler ve onların kendileri hakkındakiDevamı…

10Ağu/15

ÖFKEYİ ANLAMAK

  Öfkeyle baş etmeye çalışmadan önce öfkeyle ilgili bazı şeyleri anlamak çok önemlidir. Öncelikle, öfke sahip olduğumuz normal süreçlerden, duygulardan biridir. Öfke kendi içinde kötü bir şey değildir sorun öfke doğru şekilde yönetilmediğinde ortaya çıkar. Öfke kontrolden çıktığında ve yıkıcı olduğunda; iş yerinde, kişiler arası ilişkilerde sorunlara ve genel olarak hayatın kalitesinde azalmaya sebep olur.  Öfke diğer duygularda olduğu gibi bazı fizyolojik ve biyolojik değişikliklere neden olur: öfkelendiğinizde kalp atışı ve kan basıncı artar, adrenalin ve noradrenalinde artış olur. Öfke içsel ve dışsal faktörlerden meydana gelebilir. Belli bir kişiye öfkelenebilirsiniz ( örneğin; yanınızda çalışan kişilere ya da patronunuza) ya daDevamı…

10Ağu/15

İŞİNİZDEN AYRILMADAN İŞİNİZİ SEVMEK

  İşinize karşı sevginizi kaybettiğinizde ya da korkunç bir patronla uğraşmak zorunda olduğunuzda çözüm, ayrılmaktır. Ancak, bu her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle,  işinizi yeniden sevmenin yollarını arayabilirsiniz. 1-      İşinize Katacak Neleriniz Olduğunu Saptayın: Kendinize çaba harcamadan neler yapabileceğinizi sorun diyor yaşam koçu Suzy Greaves. Nelerden zevk alırsınız? İnsanlarla mı sayılarla mı aranız daha iyidir? Sahip olduğunuzdan emin olduğunuz 10 yeteneği not edin. Şimdiki işiniz bu yeteneklerinizi ne kadar gösterebilmenizi sağlıyor? Eğer çok fazla değilse, bunun için ne yapabileceğinizi düşünmeye başlayın. Önünüzdeki 1 hafta içinde atabileceğiniz 10 bebek adımını yazın. Örneğin, internette araştırma yapmak ya da başka bölümdeki bir arkadaşınızlaDevamı…

10Ağu/15

NASIL OLUYOR DA İLİŞKİLERİM YOLUNDA GİTMİYOR? (2)

İlişkilerin yolunda gitmemesinin iki kutbu vardır: Ya kendinin farkında değilsindir  ya da kendinden başka kimsenin farkında olmazsın. Ekim ayında kutbun bir ucundan, yani insanın kendisini bilmesinin önündeki engellerden bahsetmiştim.  Sahip olduğu ilişki biçimlerinin kendisini, iç dünyasını, duygularını farketmesini nasıl da engellediğini anlatmıştım. Şimdi sıra kutbun diğer ucunda: Kendi odaklı yaşamak, diğerleriyle ilişkilerin yolunda gidememesi için büyük bir engeldir.  Eğer kişi seçimsiz ve istem dışı olarak, sürekli önceliklerini kendinden yana kullanıyorsa ortaya çıkan durum kendini bilmezlikle eş değer oluyor ne yazık ki… Kendi odaklı yaşayan insanın da kendine direnen insan gibi çeşitli halleri vardır: Kendine aşırı duyarlılık hali: Hissettikleri ve duyduklarıDevamı…