10Ağu/15

BİR İNSANIN KISKANÇLIKLA İMTİHANI

Cümle içinde pek kullanılan bir kelime değil gibi; Kıskanmak. “Dün bir arkadaşımı gördüm, şuraya müdür olmuş. Kıskandım.” der miyiz? Demiyoruz galiba. İçimizde en söylemekten imtina etmeyenimiz bile olsa olsa “Kötü hissettim” ya da “Üzüldüm” ya da “Kızdım” diyor. Kıskandığımız nedir?  Bizde olmayan, sahip olamadığımız mı?  Yoksa başkasının olan mı? Orada orta yerde bir şey duruyor, sizin değil ama kimsenin de değil. Burada kıskanılacak bir şey var mı? Bir vitrinde, 36 beden bir elbise mankeninden arta kalan bir çift bacak mıdır kıskandığımız, yoksa yolda bir mini eteğin altında, uzun siyah çizmelerin üstünde yürüyen bir çift bacak mı?   Kıskanmak, telaffuzdan titizlikleDevamı…

10Ağu/15

İsteklerinizi Ehlileştirmek: Otokontrolünüzü Basit Hedeflerle Güçlendirin

Merhaba, “Yaza bambaşka biri olarak girmek istiyorum” gibi ciddi hedeflerin havada uçuştuğu bu ay, arzularımız, onları kontrol etme ve yapabileceklerimizin sınırını fark edebilme üzerine bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar… Hiç günlük tek bisküvi hakkınız varken bütün bir paketi yediniz mi? Ya da sigarayı bırakma çabalarınız sigara içen bir arkadaşınızla buluştuğunuzda sekteye uğradı mı? Tüm bunlar her seferinde aynı hataya düşmemizle açıklanabilir: dürtü kontrolümüzün çok iyi olduğunu düşünmek. Kararlarımızı uygulamamamızın, kendimize verdiğimiz sözlerin arkasında duramayışımızın birçok nedeni olabilir. En önemlilerinden biri de irademizin limitlerini gücünün ötesinde zorlamaktır. İrademizi kullanırken beynimiz çok efor sarf eder ve bu sırada fazlaca glikozDevamı…

10Ağu/15

ORDA OLMANIZ YETER…

“Henüz 7 yaşında. Çok karanlık bir evde yaşıyorlar. Babası gittikten sonra, annesine felç gelince eve bakan kimse de olmadığından elektrikler kesik. Bir küçük erkek kardeşi bir de o var annesine bakacak. Konu komşu destek olmaya çalışıyor. Her gün birkaç kap yemek geliyor, para koyuyorlar biraz da ceplerine. En sevdiği şey annesinin anlattığı masallar. Onları dinleyerek uyuduğunda tatlı rüyalar görüyor. Sosyal Hizmetler haber alıyor bu durumu. Bu çocukların bakıma ihtiyacı var, yurtlara almalıyız diye düşünüyorlar. Çocuk Ruh Sağlığı’ndan değerlendirmesi isteniyor. Bir insan çiz diyorlar çocuğa. Bir kız çocuğu çiziyor, 15 yaşında. Rengarenk kabarık etekleri var. Masal ülkesinde. Her taraf yemyeşil, allıDevamı…

10Ağu/15

BİZ BOŞANIYORUZ… YA ÇOCUKLAR?

Boşanma, tüm aile bireylerini sarsan ciddi bir olaydır. Aynı zamanda; salondaki televizyonu kimin alacağından nafakanın nasıl düzenleneceğine; mevcut evde kimin oturacağına kadar irili ufaklı pek çok şeyi düşünmeyi gerektiren oldukça karmaşık bir süreçtir. Bu süreçte, boşanma sebepleri ne olursa olsun, her iki eş de yıpranır ve bir biçimde acı çeker. Ancak yaşı ve kaybettikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu süreçte en çok örselenen, şüphesiz, çocuktur.   Özellikle okul öncesi dönemde boşanma, çocuğa büsbütün anlaşılmaz görünür. Aklı karışır. Anne ve babasından birini tercih etmesi gerekeceğini düşünür. Doğduğu andan itibaren bir arada gördüğü anne ve babasının artık farklı evlerde oturacağı fikri kafasına yatmaz.Devamı…

10Ağu/15

SINAV KAYGISI

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de çocukluk ve ergenlik dönemlerinde öğrenciler birçok sınava girmek zorunda kalırlar. Sınavlar belli bir eğitimi tamamlamak için gereklidir, zaman zaman da bir eğitime başlamak için atlanması gereken bir aşama olur. Bunun yanı sıra, sınavda gösterilen performans ileride alınacak eğitimin derecesini ya da potansiyel iş kollarının çeşidini ve kalitesini belirler. Bütün bu nedenler ülkemizdeki öğrencilerin lise ve üniversite sınavı gibi yüksek bir kaygı kaynağı ile karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Kaygı, gündelik hayatın olağan bir parçasıdır. Baş edebildiğimiz zaman, kaygı daha verimli çalışabilmemiz için olumlu etki yaratabilir. Baş edilebilecek kadar baskıyla sağlıklı ve mutlu birDevamı…

10Ağu/15

İŞKOLİK OLMAK ÖVÜNÜLECEK BİR ŞEY DEĞİLDİR

Ne zaman dalsanız kendinizi işle ilgili bir şeyler düşünürken mi buluyorsunuz? Ben diye başlayan cümleleriniz işinizdeki rolünüzle mi tamamlanıyor? (Ben bir müdürüm. Ben bu hafta bu anlaşmayı imzalayabilmeliyim. Ben orada olmazsam bu işler hayatta yetişmez…) Mütemadiyen çalıyor olmanıza mantıksal sonuçlar bulmak sizin için çok mu kolay? Öyleyse hiç tereddütsüz, siz bir işkoliksiniz! İşkolik kelimesi her ne kadar zihinlerde çok çalışkan bir insan imajı yaratıyorsa da “çalışkan olmak” ile “işkolik olmak” arasında çok ciddi farklar vardır. Çalışkanlık ancak kişinin niteliklerininden birisi olabilir. İşkoliklik ise bütün niteliklerin yerini alır. Çünkü işkolik insanın hayatında işinin yerine koyup kendini ifade edebileceği hiçbir alan kalmamışDevamı…

10Ağu/15

TOPLUMSAL CİNSİYET

Bu ay, eser miktarda meşgul olduğumuz kadın cinayeti ve tecavüz “hakkı” gündeminin ortasından bir pencere açıp toplumsal cinsiyet ve cinsiyet şemalarımıza dair elimizdekilere bir göz atalım istedim. Cinsiyeti belirleyen biyolojik faktörlerin topluma nasıl sirayet ettiği ve tüm bu sistemin yetiştiriliş biçimlerimizi nasıl etkilediğine dair yazıyı aşağıda, tüm bunların sizde yarattıklarına dair farkındalığı ise,  “Kadınlık Halleri” psikodrama grubunda bulacaksınız. Keyifli okumalar… Kadın ve erkek arasındaki farkları tarif eden 5 kelime yazacak olsanız hangilerini seçerdiniz? Bu kelimelerden kaç tanesi  biyolojik farkları vurgulardı? Biyolojik farklar dışında neler vurgulanırdı? Bu diğer farkların kaynağı nedir? Bu sorular zinciri sonunda geldiğimiz yer bize toplumsal cinsiyet kavramınıDevamı…

10Ağu/15

SİZİN SORUNUNUZ PSİKOLOJİK

İnsanın doktora gidip de duymayı istediği son şeydir “ağrılarının psikolojik” olması. Sevinsen mi üzülsen mi bilemezsin. “Ağrılarınız psikolojik” lafı ile verilen mesaj karşı taraftan şöyle okunur: ·         Hiçbir şeyim yokmuş. ·         Bunları ben kendim uyduruyormuşum. ·         Bir şeyleri kafama takmazsam geçermiş. Bu mesajı alan kişi ya doktor doktor gezmeye devem eder ya da” benim ağrılarımın sebebi sizsiniz” diyerek onu üzdüğünü düşündüğü herkese isyan eder. Bu yanlış algı, insanın beden ve ruhunu tamamıyla birbirinden ayrı görüyor olmasından kaynaklanır. Psikoloji ve fizyoloji birbirinden bağımsız değildir.  Mutsuz olduğunuzda, canınız bir şeylere sıkıldığında, stres altında kaldığınızdaki hormonal dengeniz, mutlu ve hayatın yolunda gittiği zamanlarınkiyleDevamı…

10Ağu/15

DUYGULAR

Bu ay sizlerle hemen herkesin üzerinde çok düşündüğü, bizim de hemen her terapi yaklaşımında farkındalığı arttırmanın önemi üzerinde durduğumuz duygulardan bahsedeceğim. Duygu, bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler, psikolojik ve biyolojik haller ve bir dizi hareket eğilimidir. Sekiz tane duygu kümesi tanımlamıştir; Öfke, üzüntü, korku, zevk, sevgi, şaşkınlık, iğrenme ve utanç. Kişinin yaşadığı duyguların sonuçlarını kontrol edebilmesi için önce duygularını fark etmesi ve kabullenmesi gerekir. Aksi taktirde duygularımız bizi kontrol edecektir. Duyguları fark etmek ve kabul etmek, onları zekamızın, mantığımızın ve ahlak anlayışımızın idaresine vermektir. Duygularımızı kabul etmek her zaman kolay bir şey değildir. Duyguları ifade etmeyle ilgiliDevamı…

10Ağu/15

BİR YAŞAM BİÇİMİ: OYUN

Son zamanlarda anne babaların başvurularında “Çocuğumla oyun oynayamıyorum, sıkılıyorum.” ya da “ Biz çocuğumla hep eğitsel oyunlar oynarız” cümleleri sıklıkla duyulur hale geldi. Oyunun bir vakit geçirme aracı ya da çocuğun yalnızca zihinsel becerilerini geliştirecek bir aktivite olarak algılanması oyunun önemini vurgulama ve nasıl oyun oynanacağı hakkında uygulamalı ve detaylı bir eğitim verme düşüncemizi pekiştirdi. Bu nedenle Bengi Semerci Enstitüsü’nde anne ve babalar için bir uygulamalı oyun eğitimi açıyoruz. Bunun öncesinde oyunun çocuğun hayatındaki yerine dair bir fikir verebilmek için hazırladığım yazıyı aşağıda bulabilirsiniz. İyi okumalar…   Oyun, insan var olduğundan bu yana konuşulan, paylaşılan ve yaratılan bir uğraş olmasınınDevamı…