“Benim annem..” diye başlayan
cümleler konuşmayı öğrendiğimiz andan başlayarak en çok kurulan cümlelerden
biridir. Ergenliğe kadar “Benim annem en güzel, en akıllı, en iyi..” diye süre
giden cümleler, ergenlik döneminde çoğunlukla “ Benim annem çok katı, izin
vermez, ona kızıyorum..” şekline döner. Sonra büyürsünüz. Zaman geçtikçe  “Onun gibi olmayacağım” dediğiniz annenize
benzemeye başladığınızı fark edersiniz. Aslında zamanında kızdığınız ve yanlış
bulduğunuz şeylerin doğru olduğunu anlarsınız. O zaman annenizin “Anne olunca
anlarsın.” Sözü aklınıza gelir, gülümsersiniz. Ama en çok anladığınız anne
olmanın sadece bir bebek doğurmak olmadığıdır. Çoğu kez aksi şeyler söylense
de, anlamanız gereken en önemli şey ise anne olmanın bir fedakarlık, yaşamını
çocuklarına adamak ve çocuklarının yaşamlarını sahiplenmek olmadığıdır.

İYİ ANNE OLMAK NEDİR? 

Doğru zamanda, isteyerek ve karar
vererek anne olduysanız bebeğiniz bunu fark edecektir. Doğduğu andan başlayarak
uzun süre bakıma gerek duyan bebek, kendisine bakan kişinin hazır olduğunu
hisseder. Anneliğe hazır olarak başlanan yolda, bebeğinize hissettirebildiğiniz
bu güven duygusu onun ruh sağlığının temelidir ve yaşamı boyunca bebeğinizi
etkiler. Güven sağlamak başlangıç olsa da, iyi anne olmak için yeterli
değildir. Anne  olduktan sonra
yapacağımız her adımda düşünmeye başlarız. Acaba iyi anne miyim? Doğru yapıyor
muyum? Bunu başarmanın belki de temel koşulu mükemmel olmaya çalışmamak ve
mükemmel çocuklar istememektir.Çünkü mükemmel olmaya çalıştıkça kaygı ve
kaygıya bağlı yanlışlar artar. Bebeğimiz bizimle kurduğu ilişkiden sonra,
bizden ayrışmasını ve bireyselleşmesini yapabildiği zaman sağlıklı bir birey
olacaktır. Kaygı onun ayrışmasını engelleyebilir. Kendi yemeğini yemesine,
üstünü değiştirmesine, yatağını toplamasına, tuvaletten sonra temizliğini
yapmasına, ayrı uyumasına, yıkanmasına hatta ödevini yapmasına, çantasını
toplamasına izin vermeyip, sonra sorumsuz ve beceriksiz olduğundan yakınmak iyi
anne olmak değildir.Tüm zamanınızı ona ayırıp, herşeyi sizinle yapmasını
sağlamaya çalışmak, sizsiz yapamıyor ve size düşkün diye öğünmek, onun adına
düşünüp, karar vermek de iyi anne olmak demek değildir. Tüm bunlar sadece onun
güvensiz, beceriksiz, yaşam korkağı, herşeyi başkalarından bekleyen  bir erişkin olmasına yol açar. Giyeceği
kıyafetle başlayan, gideceği okulu, yapacağı mesleği seçmekle devam eden, hatta
evleneceği kişiyi, evliliğinin sürecini, çocuklarını nasıl yetiştireceğini
sizin seçiminize bırakan çocuğunuz sizi çok seviyor ve saygı duyuyor değildir.
Sadece kendi kararlarını kendi alamayan ve erişkin olmayı beceremeyen bir
erişkin olmuş demektir.

Çocuklarını çok sevdikleri,
onların üzülmesine katlanamadıklarını söyleyerek, kırılacak ve incinecek diye
her istediklerini yapan  ve “hayır”
diyemeyen anne sayısı  artıyor. Oysa ona
sınır koymamak değil, hayır diyememek ilerde sizin ve çocuğunuzun çok daha
fazla kırılmasına, üzülmesine, incinmesine neden olmaktadır. Sınır konulmayan
çocuklar yaşamla karşılaştıklarında bocalamakta, geri çekilmektedir. Yine sınır
konulmayan çocuklar, kendilerine ve başkalarına zarar verici davranışlarda
bulunmakta, bunların sonuçlarını değerlendirememekte ve sizin onu kurtarmanızı
beklemektedir.

 

 

ÜLKEMİN ANNELERİ

Bu yazının başına ya da sonuna
bir anne şiiri, anneye ilişkin bir edebi alıntı koymak istedim. Ne kendi
hafızam da, ne kütüphanem de, ne de internet hafızasında annelere ilişkin
neşeli ve canlı bir kaç satıra ulaşamadım. Annelere ilişkin yazılan herşey acı,
üzüntü, kayıp, pişmanlık doluydu. Hemen hepsinde anneler fedakar ve cefakar
olarak betimlenmişti.Yemeyip yediren, giymeyip giydiren, bunların karşılığında
hiç bir şey beklemeyen anneler.Çile çeken, hak ettiklerine kavuşamayan anneler.
Sanki toplumun kadına verdiği değer ve yer nedeniyle, kadınlara ilişkin her
türlü sorunun yükünü, onarılmasını çocuklara yüklemişiz. Kadın olmaktan dolayı
uğradıkları haksızlığı, anne olmalarına bağlayarak bunları onarması gerekenin
çocuklar olduğuna karar vermişiz. Evet, belki kadına gerekli yeri ve hakları
kazandırmak gelecek nesil olarak çocuklarımıza düşüyor. Ama bireysel olarak
bunun bedelini ödemelerini ve yaşamlarını annelerine göre düzenlemelerini
istemek bir başka haksızlığa neden oluyor.

Annelik gerçekten bir fedakarlık
mıdır? Çocuklarımız için yaptıklarımıza karşılık beklemiyor muyuz?  Genellemek yanlış olsa da, yaptığımız şeylere
karşılık onlardan iyi olmalarını, okumalarını, adam olmalarını, meslek
edinmelerini istiyoruz.Sık sık hiçbirşey istemediğimizi söylesek de, büyüyp
yaşlandığımızda bize bakmalarını bekliyoruz. İtirazları duyar gibiyim. “Bunları
onlar için istiyoruz” diyorsunuz. Evet, bunları onlar için istiyoruz. Ama bir
yandan da bizim istediğimizi seçmezlerse, beklediğimiz oranda bizi aramazlarsa,
arkadaşlarına ya da eşlerine bizden fazla zaman ayırdıklarını düşünüyorsak  hayal kırıklığı yaşıyor, onlara bunu
yansıtıyoruz.  Birçok millete göre daha
fazla kayınvalde sorunu yaşıyor ve onlardan daha çok çocuklarımızın bağımsızlıklarına
karşı çıkıyoruz. Çocuklarımıza bazen çok sınırsız, bazen çok sıkı
davranabiliyoruz. Kendi ihtiyacımıza, ruhsal durumumuza göre tutum
değiştirebiliyoruz. Çocuklarımız bizim bu değişkenliğimizi anlamadıkları için
neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusunda kafaları karışıyor. Aşırı koruyucu
kollayıcı, aşırı verici tutumlarımızı bir de başkalarının dediklerine göre
ayarlayınca sorunlar ortaya çıkıyor.

Anne olmak dünyaya geldiği anda
size bağımlı olan canlıyı sevip, sağlıklı büyütmesine yardımcı olarak, bağımsız
bir erişkin haline gelmesini sağlamak olmalıdır. Tüm bu süreçde bir çok şey
değişse de değişmeyen şey karşılıklı sevgidir.Ve o sevgi bir tek günde alınacak
bir hediye ya da edilecek bir telefonla ölçülemeyecek kadar karşılıksız ve
beklentisizdir aslında.Özellikle anneler gününde sistemin size pazarlamaya
çalıştığı hiç bir hediye annenizi ve annenizle olan ilişkinizi temsil etmez.
İlişkinizi belirleyen şey sizin onu, onun sizi anne ya da çocuk olmak dışında
ne kadar tanıdığınızdır. Paylaşmayı ve anlamayı başarabildiğinizde, iyi anne ve
iyi evlat olmanın mutluluğu kocaman olacaktır.

Prof. Dr. Bengi Semerci 

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram