“Artık yapamıyorum. Her şeyden şikayet ediyor. Aynı odada çalışmam mümkün değil. Oda sıcak dedi. Camı açtık. Bu sefer rüzgardan yakındı. Çay geldi. Çayın ne kadar kötü olduğunu anlatmaya başladı. Her gün aynı çay geliyor ve aynı şeyleri söylüyor. Kaç kere çaycıya söyle bunları dedim. Hayır, bana söylüyor, sanki çayı ben demliyorum. Haklısın dedim olmadı, çay gayet güzel dedim olmadı. Doğru dürüst çalışmıyor ama hep çok yoruldum, çok işim var, sen ne rahatsın diyor. Ne yapsam fark etmiyor.Çalışamaz oldum. O varken nasıl rahat olurum?”

Bu tür bir konuşma yapmak zorunda kaldığınız ya da dinlediğiniz olmuştur. Bir türlü sağlıklı ilişki kuramadığınız, kendinizi çaresiz hissettiğiniz bu tür kişilerle işde, evde, okulda karşılaşmışsınızdır. Sonunda “Bununla anlaşmak zor, hatta imkansız!” diyerek vaz geçmiş, zorunluysanız dayanmaya çalışmışsınızdır. İletişim kurmakta zorlandığımız kişilere genel olarak zor insanlar, çözmekte zorlandığımız ve bizi strese sokan durumlara ise zor durumlar deriz.. Söz konusu iş yaşamı olduğu zaman zor insanlarla ve zor durumlarla başa çıkmak daha önemli bir sorun haline gelir. Çünkü baş edemediğimiz her ilişki ve durum iş yerinde hem bizim başarımızı, verimimizi, mutluluğumuzu hem de çalıştığımız iş yerinin verimini ve huzurunu etkiler. Zor çalışma arkadaşları kadar, satışla ilgili işlerde zor müşteriler önemli bir sorun haline gelebilir. Müşteriden vazgeçme şansları hemen hemen yoktur. Ancak zor müşteriler ve onların oluşturduğu zor durumlar başarıyı düşürür. Özellikle devamlı şikâyet eden ya da her şeye öfkelenenler için ciddi sorun olabilir.

İş yerinde bazen bizimle aynı konumda çalışan, bazen yönetici olduğumuz bazen de müşterimiz olan zor insanlarla karşılaşmaktayız. Kimi zaman onlardan uzak durmak iyi bir çözüm olsa da, bunu devamlı yapmamız olası değildir. O kişilerle çatışmaya girmek ise sorunu çözmek yerine arttırır. Bu nedenle bireylerin kimlerin ve hangi durumların kendilerine zor geldiğini, zorlanmaktaki nedenlerini ve zor insanlarla başa çıkmak için nasıl davranmaları gerektiğini öğrenmeleri gerekir. Zor insan tipleri, sizin konumunuza, iletişim biçiminize ve kendi bireysel özelliklerinize göre artıp azalabilir. Önemli olan zor insanların davranışlarını kişiselleştirmemeniz ve onlarla nasıl baş edebileceğinizi bilmenizdir.

Zor İnsanlar

Bizim algılama şeklimize göre çok farklı zor insan tipleri tanımlanabilir. Bazı temel zor insan tiplerinden bahsedilebilir.
Saldırganlar genel olarak kendini her zaman haklı bulan kişilerdir. Aşağılayıcıdırlar. Bunu açıkça ya da dalga geçerek yapabilirler. Aniden öfkelenebilir ve hakaret edebilirler.

Saldırganlar (Zorbalar)
Taciz ederler, sindirici ve aşağılayıcı bir tavır takınırlar. Güçlü güdülere sahiptirler. Karşısındaki kişiyi savunucu, ezilmiş, güçsüz hissettirme konusunda çalışırlar. Yaptıkları davranışlarda her zaman haklıdırlar. Zayıf, hatalı, kafası karışmış görünen kişilere yönelirler. Saygı ve empati aramaz. Anlık hedefleri vardır.

Saldırganlar (Sinsiler)
Dalga geçerek karşılarındaki kişiyi aşağılarlar. Herkesle ilgili bir fikirleri vardır. Genellikle kahkahalardan beslenirler.

Şikâyetçiler
Hata bulmaya çalışırlar. Kişiden çok işe yönelik mesajlar verirler. Konu üzerinde esas çalışan kişiden daha fazla söz sahibi gibi görünmeye çalışırlar. Sorunu çözecek güçte olmadıkları için sorumluluktan kaçarlar. Mükemmeliyetçi olarak değerlendirilmek isterler. Her zaman çok işi vardır, her işi o yapıyordur ama kimse kıymetini bilmiyor ve yeteri kadar sorumluluk verilmiyordur.

Muhalifler
En çok kullanılan kelime: ‘Hayır’dır. Onlar için her öneri yetersiz ve işe yaramazdır. Hataları hemen söylerler ama çözüm önerileri yoktur. Sıklıkla her şeyin kontrolünün dışında geliştiği hissine kapılırlar. Farkındalık dışı bir güçsüzlük ve başarısızlık hissinden kaçma ihtiyacı içindedirler.

Her şeyi bilenler
Tam en doğruyu onlar bilir. Kimseye ihtiyaçları yoktur. Karşısındakine “yetersiz” mesajı verir. Yanılmayı kişiliğe hakaret olarak algılar. Gerçek plan yerine, mantıksal açıklama yapma gereği duyarlar. Kontrol duygusu yüksektir. Değişikliğe ve belirsizliğe tahammülsüzdürler. Bir başka türünün ise az bilgilerine rağmen ağızları çok laf yapar. ‘Herkes bana bayılsın’ duygusu hâkimdir. Genellikle kendileri söyleyip kendileri inanır.

Umursamazlar
Tepkisizlik ve umursamazlık duygusu hâkimdir. Başlangıçta son derece iş birliğine açık ve uyumlu görünürler ancak işlerin ortaya konulması aşamasında sorun çıkar. Görevi alıp, takip etmek, hatta sorumluluğu başka birine devretmek için bile harekete geçmezler.

Kararsızlar
Sizi iyi dinler, çok soru sorar; ama bir türlü karar veremez. Harekete geçemez. ‘Ya birini kırarsam…’, ‘Ya bu kararı onaylamazlarsa…’ diye düşünürler.

Nasıl başa çıkarız?
Zor insanlarla çalışabilmek için önce kendimizi, iletişim biçimimizi, yeterli ve yetersiz hissettiğimiz özelliklerimizi tanımamız gerekir. Böylece kişinin bize niçin zor geldiğini anlayabiliriz. İnsanların davranış biçimlerini değiştiremeyiz ama kendi tutumlarımızı değiştirerek onları durdurabiliriz. Sizin kararlı ve net olmanız onu durdurabilecektir. Sonra karşınızdaki kişinin iletişim biçimini değerlendirmek ve sakin olmak gerekir. Stres ve öfke ile mücadele edebilmek size üstünlük sağlar. Unutulmaması gereken en önemli şeylerden biri, zor insanların davranışları sizi hedef almamaktadır. Onlar siz olduğunuz için böyle davranmıyorlar, kendi özelliklerinden dolayı herkese aynı davranıyorlar. Ama bazıları onların bu davranışlarını zor bulurken, bazıları bulmaz. Baş edebilmek için davranışı kişiselleştirmemek gerekir.

Zor insanlarla başa çıkmanın yolları
• Önce kendimizi gözden geçirmemiz gerekir. Kişi bana mı zor geliyor? Niçin onunla ilişkinin zor olduğunu düşünüyorum?
• Kendinizi tanıyın. Nasıl iletişim kurduğunuzu değerlendirin.
• Karşınızdaki kişinin iletişim biçimini değerlendirin
• İletişimi sürdürmeniz gerekip gerekmediğine karar verin
• Sakin olun
• Davranış biçiminizi değiştirmeye çalışın
• Stres ve öfke ile mücadele etmeyi öğrenin
• Unutmayın yapılan davranışlar kişisel olarak sizi hedef almamaktadır
• Amaç, karşınızdakini değiştirmek değil, kendinizi değiştirmek olmalı
• Siz tutum değiştirirseniz, karşı taraf da değişecektir. Değişmese bile sizi rahatsız edemeyecektir.

Prof. Dr. Bengi Semerci

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram