Televizyon, şüphesiz, artık günlük hayatın bir parçası değil günlük hayatın kendisi… Yoldan geçen herhangi birine “Bir gününüzü anlatır mısınız?” derseniz, bol miktarda “televizyon” kelimesi duyarsınız. Bu da, biz yetişkinlerin televizyon ile kurduğu ilişkiyi anlatmak için yeterli olur. Peki çocuklar için televizyon ne ifade eder?


 


Televizyon bilgiye ulaşmanın en kolay ve eğlenceli yollarından biridir. Bunun yanı sıra, özellikle çocuklar için bir uyaran olma özelliğini de taşır. Bu iki boyutlu cam perdede olup bitenler, hareketler, şekiller, renkler ve sesler çocuklara büyülü bir dünyada oldukları hissini verir. Bazı annelerin “ Benim çocuğumu televizyonla beraber alıp götürseler haberi bile olmaz”  dediğini duyarsınız. Bunun nedeni görsel ve işitsel uyaranların televizyon izleyen çocukta adeta bir “sihir” etkisi yaratmasıdır.


 


Televizyon konusunda  dikkatli olunması gereken çok önemli noktalar vardır. En önemlisi televizyonla tanışma zamanıdır. Ne tür televizyon programı olursa olsun, 3 yaşından önce çocukları televizyonla hiç tanıştırmamak gerekir.Diğer bir konu, televizyon karşısında geçirilen zamandır.  Eğer çocuk televizyon başından kalkmıyor, oyun, kitap okuma, ders çalışma ya da aile bireyleriyle vakit geçirme gibi aktiviteler yerine televizyon izlemeyi yeğliyor ve hatta bunun için uykuya gitmeyi reddediyorsa, ciddi bir sorunla karşı karşıya kalınmıştır. Burada, televizyon izliyor olmaktan öte, ebeveynler ve çocuk arasında yaşanıyor olması muhtemel bir problemden söz etmek daha yerinde olur: Ebeveynler çocuklarının televizyon izlemesini bir “kafa dinleme” yolu olarak görüp bunu teşvik ediyor olabilirler. Burada çocuk ve ebeveynler arasındaki ilişki ile ilgili bir sıkıntı olduğu varsayılabilir. Bundan başka, çocuğun televizyon izlemek istemesi ve bununla ilgili diretmesi karşısında ebeveynlerin “peki” diyor olması ciddi bir sınır sorunu olarak çocuğun hayatının başka alanlarında da kendini gösterebilir. Bir başka alternatif de tüm ailenin zamanının büyük bölümünü televizyon başında geçiriyor olmasıdır ve bu noktada aile içindeki örüntüye çocuk da uyum sağlamıştır. Tüm bu örneklerden anlaşılacağı gibi, önemli olan çocuğun televizyonun başında neden çok vakit geçirdiğidir ve çözümler de buna yönelik olmalıdır. Ancak ortak nokta, anne ve babanın gerektiğinde televizyonu kapatabilmeleri ve çocuğu ( hatta kendilerini) farklı bir aktiviteye yönlendirebilmeleridir.


 


Televizyonun bir görsel ve işitsel uyaran kaynağı olduğundan bahsetmiştik. Ancak, televizyon karşısında fazlaca geçirilen vakit çocuğun aşırı uyaran almasına dolayısıyla uyuşukluk, sersemlik, algılamada sorunlar ve konsantrasyon güçlüğü yaşamasına da neden olabilir.


 


Diğer bir konu çocuğun izlediği programların içeriğidir. Özellikle çok fazla şiddet, kan, işkence, vs. sahnelerinin olduğu ya da cinselliğin çok fazla kullanıldığı programlar ve filmler çocuğun kafasını karıştırabilir  ve onu tedirgin edebilir. Burada anne ve babanın dikkat etmeleri gereken, çocuğun izlediği programları denetlemeleri ve bu tür film ve programları izlettirmekten şiddetle kaçınmalarıdır.


 


Çocuklar yaklaşık 12 yaşa kadar somut düşüncenin etkisi altındadırlar. Örneğin ölüm onlara için bir yere gidip dönmemektir. Ya da Tanrıyı gökyüzünde oturan yaşlı bir adam gibi düşünürler. Buna bir de ben merkezcilik, yani olayların kendi etrafında döndüğü düşüncesi, de eklenince hayal ve gerçek arasında ayrım yapamazlar. Mesela bir çocuk “Öğretmenim bugün okula kitap getirmemizi istedi”diye tutturabilir, oysa onu rüyasında görmüştür. Dolayısıyla, televizyonda izlediği bir kahramanın ya da karakterin yapabildiklerini ya da meydana gelen olayları gerçek zannedebilir. Burada anlatılan öykülere ya da söylenen sözlere rahatlıkla inanabilir. Bir dönem bir çizgi film kahramanını taklit edip uçmak isterken balkondan düşen çocuk vakaları, bu düşünce biçiminin en somut örneğidir. Bu noktada yapılması gereken, özellikle küçük yaş çocukları için, mutlaka  televizyon programlarını birlikte izlemektir. Çocuklara yönelik programların bazılarında verilmek istenen mesaj en somuta indirgenip bol miktarda örnekle açılanırken, bazılarında çok soyut bir düzlemde ilerler. Bu nedenle, programı çocukla birlikte izlemek ve sonrasında izlenilen program ya da filmle ilgili ufak bir sohbet etmek çocuğun anlayamadığı şeyleri açıklamak, merakını gidermek ve korkup kaygılandığı şeyler olursa, bunların üstesinden gelmesine yardımcı olmak açısından büyük önem taşır.


 


Televizyonu evde yapılabilecek herhangi bir aktivite yerine koymak ya da yapılan bir aktiviteye televizyonu da katmak televizyonun tüm olumsuz özellikleriyle daha fazla kullanılmasına yol açabilir. Örneğin akşam birlikte kısa bir gezintiye çıkmak yerine televizyon izlemek ya da televizyon açıkken sohbet etmeye çalışmak aile içinde geliştirilebilecek iletişim ve etkileşimin önünü tıkar. Bu nedenle anne babalar da izlenecek programlar ve saatler konusunda seçici davranmalı ve gerektiğinde televizyonu kapatıp yemek yemek ya da o günü konuşmak gibi aktivitelere vakit ayırmalıdır. Benzer şekilde, anne ya da babanın çocuğuna ayırdığı özel vakit birlikte televizyon izlemekten farklı bir biçimde doldurulmalıdır.


 


Diğer tüm konularda olduğu gibi televizyon izleme konusunda da ipler her zaman anne ve babanın elinde olmalıdır. Televizyonda yayınlanmaması gereken programlar değil, çocuğa izletilmemesi gereken programlar vardır. Dolayısıyla üzerinde çalışılması gereken konu televizyonun kendisi değil kullanımına bağlı olarak ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçlar olmalıdır.


 


Televizyon ve çocuk arasında ki bu olumsuz ilişkinin erişkinleri etkilemeyeceği sanılmasın. Erişkinler program içeriklerinden çocuklar gibi etkilenmeseler de, eşler arasında ilişkinin kopması, spor, kitap okuma gibi sağlıklı ve entellektüel yaşam olaylarından uzaklaşılması, arkadaş ilişkilerini zayıflatması onların televizyon izlerken ödediği bedeller olacaktır. Tüm bunlara ailece Televizyon karşısında atıştırdığınız abur cuburun yarattığı obseiteyi (şişmanlık) eklemek, belki televizyon dışındaki gerçek dünyaya dönüp bakmanızı sağlayabilir.


 


Uzm. Psikolog Aslı Soyer





 

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram