İnsanın olduğu
gibi, ailenin de gelişim dönemleri vardır. Aile sistemi gelişimsel aşamalara
uygun değişimler göstererek bütünlüklerini koruyabilirler. İşlevsel olan
aileler her aile üyesinin bireysel gelişim dönemlerini gösterebilmesini ve
kendi yaşam döngüsünü oluşturmasını sağlar.

Erikson’un
psikosoyal kuarmı insanın bireysel gelişim evrelerini tanımlar. Kuram, kişinin
yaşamın yaşamının belli dönemlerinde karşı karşıya kalması gereken olayları ve
sorunlarını, toplumun bu aşamaların gelişimindeki rolünü açıklar. Erikson İnsan
yaşamının sekiz evresini tanımlamıştır. İlk evre oral dönemdir. Bu evrenin
toplumsal örüntüsü alma, elde etme-verme olarak açıklanır. Ruhsal-toplumsal
bunalımı temel güven ve güvensizlik olan oral dönemin dürtü ve umut temel
erdemidir. İkinci dönem olan anal dönemde toplumsal örüntü tutma bırakma,
ruhsal-toplumsal bunalım ise utanç ve kuşkudur. Öz denetim temel erdemi
oluşturur. Fallik dönem toplumsal örüntüntü yapabilme, ruhsal-toplumsal bunalım
girişim ve suçluluk,temel erdem  yön ve
amaçdır. Gizlilik dönemi okul dönemini gösterir. Ruhsal-toplumsal bunalım
çalışma ve aşağlık duygusu, temel erdem 
yönten ve yeterlilik olur. Ergenlik dönemi kimlik karmaşası ile
bunalımı, kendini adama ve sadekatle erdemi taşır. Genç erişkin dönem temel erdemin
bağlanma ve sevgi olduğu, buna karşın ruhsal-toplumsal bunalımın
yakınlaşma-yalnız kalma ikilemi ile belirginleştiği dönemdir. Yetişki dönemde
üretkenlik-duraganlık bunalımı oluştururken, temel erdem üreme ve bakım
vermedir. Erikson’a göre insan yaşamının son dönemi olan olgunluk (yaşlılık)
döneminde ruhsal-toplumsal bunalım benlik bütünlüğünün, umudun yitimi  şeklinde ortya çıkarken, dönemin temel erdemi
çekilme ve bilgeliktir.

Aile’de birey gibi
bir sistem olarak belirgin gelişimsel dönemler geçirir. Aile gelişim
dönemlerine ilişkin pek çok kuram vardır.Her kuram ailenin farklı özelliklerine
vurgu yaparak, ailenin yaşam dönegüsünü açıklamıştır.Hepsinin ortak geçiş
dönemleri ile belirlediği 9 dönem sayılabilir.

Yaşam döngüsü
içindeki olaylar, aile içi ilişkilerin ve rollerin düzenlenmesinde bir takım
değişiklikler oluşturabilir. Bir dönemden diğerine geçişte sorun çıkması
olasıdır. Eğer olaylar aile hazırlıklı olmadan ortaya çıkarsa sorunlara neden
olabilir. Bu normal gelişim sırasında aileler zaman zaman beklenmedik olaylarla
karşılaştıklarında, sistemin yapısını değiştirmeye ya da aynen sürdürmeye
yönelik tedbirler almak zorunda kalabilirler. Gelişim döneminden önce aile
bireylerinden birinin kaybı, boşanma gibi olaylar ilişkileri ve rol dağılımını
etkileyecektir. Bu değişimlere uydun tutumlar gösteren aileler bütünlüklerini
korumayı başaracaklardır.

Bağımsız erişkin olma: Yetişkin
olan, iş sahibi olacak donanımı kazanan çocuk evden ayrılacak ve toplumsal
üretimde rolünü alacaktır.Aileden ayrılma, iş hedeflerine ulaşma, yeni bir
çevre oluşturma gibi hedefleri vardır.Bu evrenin başarılı olabilmesi için
gencin yeterli donanımının olması, ayrışma ve bireyselleşme sürecini başarmış
olması gerekir. Bu dönemde onun yeterliliği kadar, toplumsal koşullar ve
ailenin tutumları da önemlidir.

Çift olma: Çift olma yani
evlilik aşamasına gelindiğinde karşılaşılan şey iki aile sisteminin birleşmesi
anlamına da gelen bir süreçtir. İki insanın evlenmesi ile yeni bir sistemin
kuruluşu başlar. Ama yeni sistemi oluşturacak bireyler aynı zaman da kendi aile
sistemlerinin birer parçasıdırlar. Eğer evlilik öncesi döenmde kendi aile
sistemlerinden duygusal olarak ayrılamamışlarsa, yeni bir aile kurma, yeni bir
sistem oluşturma sorumluluğuna hazır değillerdir. Bu nedenle yeni bir aile
kurmanın ilk basamağı, bireylerin kendi aile sistemlerinden duygusal olarak
ayrılmalarını tamamlayarak sorumluluk almaya hazır olmalarıdır. Böylece yeni
sistemin, yani ailenin ilk alt sistemi oluşturulur. Bu karı-koca olmaktır.

Ebeveyn olma: Ailenin
gelişimindeki üçüncü dönem anne baba olma dönemidir. Ama ilk dönemler
tamamlanmadan, iyice oturmadan bu döneme geçilirse sorunlar çıkar. Çünkü
ebeveyn olma sistemin yükünü arttırır. Çocuklarla ilişki kurma ve sürdürme
kapasitelerinin olması gerekir.

Okul öncesi çocuk sahibi olma: İş
ve çocuk arasındaki dengeyi kurma, bir yandan eş olmayı sürdürme enrjinin
azalmasına ve tükenmeye neden olabilir. Anne baba arasında çocuk yetiştirme
konusunda işbirliğinin olamaması, ayrıldıkları aile sistemlerinin müdahaleleri,
birden fazla çocuk olduğu durumlarda aralarındaki ilişkiyi ve dengeyi
düzenlemede zorluklar sıkıntı yaratır.

Okul dönemi çocuğa çocuğa sahip olma: Çocuğun okula başlaması toplumsallaşmaya başlamasıdır. Bu durum aile
sistemine dışardan girdilerin artmasına neden olur. Buna müsadec etmeyen aile
düzeni çocuğun gelişimini engellemenin yanı sıra başka sorunlar yaşayacaktır.

Ergenlik dönemi çocuğa sahip olma: Anne babalık dönemi, çocukların ergenlik döneminde yeni bir gelişim
dönemine geçer. Çünkü ergen sistemin dışına çıkmaya çalışır. Bu aile için yeni
bir dönemdir. Bu döneme değin ailenin çocukların kimlik duygusunu geliştirme
görevini yapmış olması gerekir. Ve aileden ayrılmak için gerekli ortamı
hazırlama sürecine girmelidir. Genç kendi değerlerini oluşturmak için
ebeveynlerini, kendini sorgularken, ebeveynler de kendi evliliklerini ve
kariyerlerini sorgulayabilirler.

Merkeze yerleşme: Çocukların
genç erişkin olması demek, evden ayrılmaları demektir. Aileye giriş çıkışlar
artmıştır. Ailenin bu değişime ayak uydurması, ayrılmaları desteklemesi,
gelenleri kabulü gerekir. Gençlerin oluşturduğu yeni sistemler kendi
sınırlarını belirler. Hem bu sınırları kabullenmek, hem de yakınlığı sürdürmek
zor olabilir. Ayrıca eşlerin başbaşa kalmayı, işlerinde hedefleri ie yüzleşmeyi
öğrenmesi gerekir.  Bir yandan da
çocuklarla ilişkilerini erişkin ilişkisine döndürmeye çalışırlar. Bağlılık aile
sistemini ayakta tutan güçtür.Bu bağlılığın temelinde bireylerin kendileri ve
aile vardır. Eğer ailenin beklentileri ve kuralları ile bireylerin beklentileri
arasında çelişkiler olursa sorun çıkar. Anne babalrın görevi, çocukları bu
sistemden çıkmaya ve kendi sistemlerini oluşturmaya hazırlamaktır. Ancak bunu
yapabilen anne baba sayısı çok azdır.

Orta yaşta ebeveyn olma: Büyük
anne büyük baba olma gibi yeni rollere uyum sağlamanın yanı sıra, kendi anne
babalrının bakımları ile ilgilenmeleri gerekebilir. İş ve ekonomik açıdan dahja
rahat olabilirler, ancak başbaşa kalmanın ve anababalık dahil diğer rollerden
sıyrılıp, yeniden eş olma rolüne alışmaları gerekir.

Emeklilik döneminde olma: Bu
dönemde emekliliğe hazır olma, iş sonrası planlarını yapmış olma, eş
ilişkilerinin düzenli olması aile sistemini sorun yaratmadan sürdürecektir.
Ancak kuşağa ilişkin rol değişimlerini , kayıpları kabullenmeme sorunlar
yaratacaktır.

Prof. Dr. Bengi Semerci

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram