Baharla birlikte telaşına düşülen şeylerden bir tanesi de gelecek dönemin okul hazırlıkları.
Hele de okula yeni başlayacak çocuğu olan aileler için karar verme zamanı kapıya dayandı, özel okullar tanıtımlarını yapmaya başladılar bile ve
önümüzdeki haftalardan itibaren önkayıtlarını almaya başlayacaklar.

Çocukların hem akademik hem de sosyal gelişimlerini önemli biçimde etkileyecek olan bu kararı verirken seçenekleri olan aileler karar vermekte zorlanabiliyorlar. Genellikle çevrelerindeki ailelerin deneyimlerinden yararlanıyorlar, okulları gezerek bilgi alıyorlar ve “çocuğumu hangi okula göndermeliyim?” sorusunun cevabını arıyorlar. Aileler bu aşamada daha spesifik ve daha doğru sorularla yola çıkarlarsa, yönlerini bulmaları daha kolay olur. Çocuğun akademik ve sosyal gelişimini çevreleyen üçgen aileye, çocuğa ve okula ait özelliklerin oluşturduğu köşelerden oluşmaktadır ve bu yüzden en yerinde soru bu üçünü de kapsayan “benim çocuğum için en uygun okul hangisi” sorusudur.

“İyi” bir okul her çocuk için aynı “iyilikte” olmayabilir. Bazı temel ihtiyaçlar sabit olsa da bazıları çocuğun özelliklerine göre değişiklik gösterir. Aileler tercih
yaparken çocuğun yapısı, öğrenme tarzı, özel ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalıdır. Örneğin 60 kişilik bir sınıf her çocuk için kalabalık bir
sınıftır. Ancak bazı çocuklar daha küçük gruplarda öğrenmekten daha çok fayda sağlarken bazıları nispeten daha büyük gruplara ihtiyaç duyarlar. Veya yabancı
dil, müzik gibi bir alana ilgisi olan bir çocuk için bu alanı klüplerle, okul dışı etkinliklerle destekleyebilecek bir okul seçmek daha uygun olur.

Çocuğun özellikleri kadar ailenin özellikleri de önemlidir. Okul ücretleri, ulaşım gibi konular ailenin imkanlarını göz önünde bulundurmaları gereken durumlardır.
“İyi” okula çocuğunu gönderebilmek adına imkanlarını zorlayan aileler oldukça büyük bir yükün altına girmiş olurlar ve bu tüm aile için uzun yıllar sürecek
bir stres kaynağı haline gelir. Benzer şekilde çocuklarının mutlu olacağını düşünerek uzaktaki bir okula kaydeden aileler, çocuklarının her gün saatler
sürebilen yoldan mutsuz ve bitkin geldiğini gördüklerinde bu seçimlerini sorgulamak zorunda kalabilirler. Bu yüzden şartların dengesini iyi ayarlamak,
kayıp-kazanç hesabını iyi yapmak gerekir.

Üçüncü sac ayağı ise okulun özellikleridir. Özellikle ilkokula başlarken en çok dikkat edilecek şey öğretmendir. Çünkü öğretmen çocuğun önündeki birkaç yılda onun için bir özdeşim modeli teşkil edecek, çocuğun anne babasından sonra kendisine alacağı yetişkin modeli olacaktır. Öğretmenin kararlı, tutarlı ve güvenilir olması gerekir. Bunun yanında çocukların her birini yakından tanımalı, zayıf olduğu alanlar kadar güçlü olduğu alanlarını da görebilmeli, aile özelliklerini dikkate alabilmelidir. Öğretmen ancak bu sayede çocukların özel öğrenme veya sosyal ihtiyaçlarını tanıyabilir ve ona göre yaklaşabilir. Okul ile ilgili ailelerin göz önünde bulunduracağı diğer özellikler ise eğitim sistemi, idare şekli ve rehberlik hizmetlerine tanınan haklardır.

Aileler, çevreden gelen karmaşık ve bazen çelişkili bilgiler yerine, bu üç alanda ellerinde olan özellikleri göz önünde bulundurarak karar verirlerse, “benim çocuğum için en uygun okul hangisi” sorusunun cevabına ulaşabilirler.

Uzm. Klinik Psikolog


Işın Şanlı    

Facebooktwittergoogle_pluslinkedinmail
rssyoutubeinstagram