10Ağu/15

FOBİLER

FOBİLER     Korku ve kaygı zaman zaman birbirine karıştırılan iki kavramdır. Bunların dışında birde fobiler vardır. Korku dışardan gelen tehlikeye karşı duyduğumuz duygusal tepkidir.Fobide bir çeşit korkudur. Normalde korkulmayacak belli durum ve nesnelere karşı ortaya çıkan korkuya fobi diyoruz. Aslında korkumuzun olay ya da nesneyle orantılı olmadığını biliriz. Anlamsızlığına, gereksizliğine de inanırız.Ama korkumuzla başedemez ve korktuğumuz durumla karşılaşınca, karşılaşma olasılığı olunca uzaklaşmaya çalışırız. Fobilerin latince isimleri kullanıldığı zaman biraz daha anlaşılmaz, ama sanki biraz daha önemli görülmektedir. Hatta bu isimler bilmecelerin ve bilgi yarışmalarının değişmez sorularındandır.   Agorafobi, sosyal fobi ve özgül fobiler olarak sınıflanabilirler. Bir başka açıdan baktığınızda,Devamı…

10Ağu/15

HUKUKÇU GÖZÜ İLE AŞKIN KANUNU

Avrupa birliğine uyum kanunu, vergi kanunu, af kanunu, ceza kanunu,…Bunlar meclisin kanunları.. Her gün bunları konuşuyoruz.. Ya yazılı olmayan ama toplumun değer yargılarını korumak için diğer kanunların bir çoğundan daha gerekli olan kanunlar. Son zamanlarda unutturulmaya ya da dejenere edilmeye çalışıldığı söylenen, aslında failleri belli ama meçhulmüş gibi davranılan kanunlar…..İşte bunlardan biri; aşkın kanunu. • Meclisin kanununu milletvekilleri yapar, cumhurbaşkanı imzalar, bakanlar kurulu yürütür…. Aşkın kanunlarını yürekler yapar, iki kişi imzalar ve yürütür… • Meclisin kanunları anayasaya uygun olmak zorundadır.. Anayasaya aykırı kanunları, Anayasa mahkemesi iptal eder…Aşkın kanunları hiçbir şeye uymak zorunda değildir…o uyulmak içindir, yapanı değil, ona uyamayan iptalDevamı…

05Ağu/15

DOSTUNUZ VAR MI?

İş yerinde birlikte çalıştığınız kişilerle dost olur musunuz? Kurumlar iş yerlerinde arkadaşlığı geliştirmenin iyi olduğunu, verimi arttırdığını düşünüyor. Bu nedenle toplu yemekler, partiler, piknikler düzenleniyor. “İş arkadaşı” terimi aslında arkadaşlığa biraz sınır getirmektedir. İş arkadaşı dostan çok, birlikte çalışılan kişiyi tanımlar. Öte yandan arkadaşınızla iş yapmamanız gerektiğini öğütleyenler sadece aileler değildir. İş yerini bir yana bırakırsak kime gerçekten arkadaş,dost diyoruz? Onlardan neler bekliyoruz ve onlar için neleri göze alırız? Antik Yunan Lirikleri diyor ki: “Dostunu ele vermeyen, tanrıların ve ölümlülerin saygısını kazanır benim kanıma göre”…Aksini düşünen yoktur sanırım. Ama önemli olan, o ele verilmemesi gereken dostun kim olduğu ve nasılDevamı…

31Tem/15

YAŞLANMAK ÇALIŞMAYA ENGEL Mİ?

Bir çok kurum için resmi emeklilik yaşı vardır. Özel kurumlar için bu yaş sınırı daha yüksek tutulur. Kendi işine sahip olanlar için emeklilik yaşı kişinin belirleyeceği ve sağlığının elverdiği bir yaş olarak açık uçlu bırakılmıştır. Bazı iş kollarında çalışma koşulları nedeni ile daha genç yaşlarda işi bırakmak gerekmektedir. Bazı işler ölene değin yapılabilir.Tüm bunlar çeşitli belgelerle ortaya konmuş gerçekler olsa da,ülkelere, kişilere ve yaşanılan zaman gore değişimler göstermektedir. Aslında öncelikle bazı kavramları netleştirmek gerekir. Bunlardan ilki çalışmanın ne demek olduğudur. Çalışmayı, karşılığında kazanç elde edilen iş olarak tanımlarsak tartışma başka bir boyuta geçer. Oysa çalışmayı kişinin üretmesi, yaşamın içinde olmasıDevamı…

15Tem/15

İŞ SİZİ TÜKETMESİN: TÜKENMİŞLİK SENDROMU

Hep çalışmanın erdeminden bahsedilir. İş bulmak, hele de sevdiğiniz, üstelik geçiminizi sağlayabilen bir işiniz varsa tükenmekden bahsetmek mümkün mü? Yapılan çalışmalar işiniz ne olursa olsun tükenmişlik sendromu ile karşılaşmanın çalışanlar arasında sık rastlanan bir sorun olduğunu göstermektedir. Yaptığınız iş yüküyle bağlantılı olmayan bir şekilde kendinizi fiziksel ve/veya zihinsel olarak yorgun hissetmeye başladıysanız, işe gitmek için motivasyonunuz gittikçe azalıyorsa, yaptıklarınız o kadar önemli gelmiyor hatta hayal kırıklığı yaşadığınızı düşünüyorsanız, hatalarınız artmaya başlamışsa tükenmişlik sendromu konusu düşünmeniz gerekir. Çünkü bu sendrom iş kaybından ciddi sağlık sorunlarına ulaşan ciddi sonuçlara neden olabilmektedir. Her iş kolunda ve düzeyde görülebilmekle birlikte bazı işlerde ve işDevamı…

10Tem/15

ÖFKE VE KONTROLÜ

Geçen ay yazımı duygularımız ve onları kontrol etme ile devam edeceğimi söyleyerek bırakmıştım. Bu duyguların en kabullenilemeyeni, istenmeyeni ve başa çıkmakta zorlanılanından, öfkeden başlayacağız. Engellendiğimizde, hayal kırıklığına uğradımızda, fiziksel zarar gördüğümüzde, haksızlık yapıldığında, tehdit edildiğimizde, beklenmedik anda gelip yaşamımızı altüst eden felaketkerde öfkeleniriz. İşte o andan sonra öfkeye karşı göstereceğimiz davranışı seçme zamanıdır. Öfkemizi bastırabiliriz, anlatabiliriz ya da dindirebiliriz. Bastırırsak ne zaman çıkacağını bilemediğimizden kontrolümüzde olmaz.Arada işe yarasa da, ya patlayarak çıkar karşıya ya da kalpti, tansiyondu gibi hastalıklarla hep sizinle kalır, size yönelir sonunda. Ve dindirmeye çalışabilirsiniz öfkenizi, kendinizi sakinleştirmeye çalışır, çapıntınızı, nefesinizi ayarlar öfkenizi azaltırsınız. Ama en doğrusuDevamı…

02Tem/15

EKONOMİK KRİZDE PSİKOLOJİMİZE NE OLUYOR?

Ekonımik kriz bazen bir kişiyi, aileyi ya da kurumu ilgilendirirken, baen tüm bir ülkenin ortak sorunu haline gelir. Bugünlerde olduğu gibi kim zaman kriz tüm dünyanın sorunudur. Her türlü felakette insanlar başkalarına neler olduğunu düşünür ve endişelenirse de, sonunda en çok kendisini ve yakın çeversinin nasıl etkileneceğine odaklanır. Etkileyecek mi? Neler yaşayacağız? Geleceğimiz nasıl olacak? İşte bu sorular ve bulunmaya çalışılan yanıtları psikolojimizi etkler.   Öte yandan psikolojilerimizin nasıl olduğu da krizi etkler.Ekonomik krizlerde oluşan panik havasının insanları, kurumları ve ülkeleri  yanlışlar yapmaya ve krizin etkisinin artmasına neden olduğu bir gerçektir. Haberlerin aktarılış şekli, bilgi veren uzmanların söyledikleri, dedikodular insanlarıDevamı…

15Haz/15

SOSYAL FOBİ ÇALIŞMANIZA ENGEL Mİ?

Tanımadık insanlarla karşılaşacağınız ya da başkalarının gözü üzerinizde olabileceğiniz durumlarda küçük düşeceğiniz, utanacağınız korkusu yaşıyor musunuz? Eğer yanıtınız “evet” se siz sosyal fobiden muzdarip olabilirsiniz. Hele bir de bu nedenlerle sosyal ortamlara girmekten çekiniyorsanız, bu kaçınmalar sosyal ve mesleki yaşamınızı etkiler hale geldiyse belki de tedbir alma zamanı gelmişte geçiyordur. Sosyal fobide, en sık yakınılan belirtilerin başında başkalarının önünde konuşma gelir. Eğer işiniz bunu gerektiriyorsa, öğrenciyseniz gerçekten zor durumdasınız demektir. Bu durumdan kaçınmak için yaptığınız herşey başarınızı olumsuz etkileyecektir. Başkalarının önünde yemek yemek ve içmekten duyduğunuz korku yemekhaneye gitmenizi, lokantada ya da bir davette bulunmanızı engelleyecek düzeyde olabilir. Benzer şekildeDevamı…

08Haz/15

BEYİN NASIL KARAR VERİYOR VE SEÇİYOR?

Günlük yaşamın içinde ne giyeceğimizden, nasıl bir yaşam seçeceğimize değin uzanan bir çok konuda karar veriyor ve seçimler yapıyoruz. Bu kararları nasıl verdiğimizi hiç merak ettiniz mi? Bazen çok kolay yapılıyormuş gibi gelen, bazen de çok zorlandığımız kararlar beynimizin karmaşık fonksiyonlarından biridir. Araştırmacılar karar verme ve seçim yapma sürecinde beynin hangi bölgelerinin, nasıl çalıştığını öğrenmek için araştırma sürekli yapıyorlar. Sonuçlar; Karar verme aşamasından önce beynin öğrenilmiş bilgileri, karara ilişkin riskleri ve ödülleri değerlendirdiğini ve sonra bir seçim yaptığımızı gösteriyor. Bu süreç beynin en çok prefrontal bölge diye adlandırılan kısmında nöron denilen sinirlerin aktiviteleriyle oluşuyor. Nöronlar daha önceki deneyimleri, bilgileri taşıyorDevamı…

01Haz/15

DEĞİŞİME DİRENÇ

İş yerlerinde en zor uyum sağlanan şeylerden biri değişimdir. Değişim karşısında en sık rastlanan tutum dirençdir. Modern toplumda değişikliklere olumlu yanıt veren kişiler ve topluluklar değerlidir. Aslında değişim hem istenen hem de korkulan bir süreçtir. Çünkü değişimin sonu yoktur ve bu sonsuzluk direnci getirir. Günlük yaşamda direnç, bazen iyi bazen kötü anlamlar da kullanılır. Direncin bu anlamını veren, kendisi değil direnilen şeydir. Değişim ise olumsuzluklar getirse de, ilerlemedir. Kötüye doğru olan gidişin adı gerilemedir. Gerileme ise değişim getirmez Psikanalizde direnç, bilinçdışının bilince gelmesini engelleme çabasıdır. Bu anlamda direnç, kendini korumadır. Sonuç olarak değişim süreci ile direnç birlikte olumluluğu doğurur. BirDevamı…