10Ağu/15

BAŞLAMAK İÇİN BİTİRME ZAMANI

Yılın son ayı iki uçludur: Bolca güle güle, bir o kadar da hoşgeldin.   Kapanışları doğru yapmak, vedalaşmayı bilmek, sonlandırabilmek çok önemlidir. Bir kapıyı düzgünce kapatmadan diğerini açtığınızda olacak olan önce bir serinlik, ardından cereyan ve en sonunda kapılardan birinin sertçe çarpmasıdır.   Layığıyla bitirilmemiş her mesele, enerji yüklü bir şekilde kalmaya, alttan alta yaşamaya devam eder. Enerjinizin bir kısmını onu orada tutmaya harcadığınız için, yeni başladığınız işe tüm gücünüzü veremezsiniz. Hakkıyla yaşayamazsınız.   Doğru kapanış nasıl yapılır?   Kapanışın doğrusu, ne yapmak istemiştim sorusuyla başlar. Ne yapabildim ile devam eder. Yapacak ne kadar kaldı ile sonlanır. Sadece birini yaDevamı…

10Ağu/15

KAÇ YAŞINDASIN?

Psikolojide yaş kavramı, kronolojik yaştan çok daha farklı ele alanır. Kaç yıldır hayatta olduğunuz psikolojik yaşın temel meselesi değil. Psikolojik yaşınız, yaşamda karşılaştığınız durumlara dahil olma, onları ele alabilme, zorluklarla başetme biçiminizle ölçülür.   Yaşamda, her yaş döneminin kendine özgü bir takım özellikleri, eğlenceleri ve aşılması gereken güçlükleri vardır. Örneğin yeni doğmuş bebek için, doğar doğmaz anne memesini kavrayıp emmeye başlayabilmek son derece refleksif olmakla birlikte yaşamsal önem taşır. Bebek bir yaşına geldiğinde ayağa kalkıp yürüyebilmesi, 2 yaşına geldiğinde ilk cümleleri kurabilmesi, 3 yaşında tuvalet eğitimini tamamlamış olması, 4 yaşında kendi başına oyun kurabilmesi, 6’da okula gidebilmesi diye devam edenDevamı…

10Ağu/15

BİRİ BANA YETENEĞİMİ SÖYLESİN

Bugün elimde muhteşem bir testim olsa ve size aslında futbol oynamak konusunda dünyadaki sayılı yeteneklerden biri olabileceğinizi, harika piyano çalabileceğinizi ya da ip üstünde parendeler atabileceğinizi söyleyebilsem; bırakıp bunca yıldır yaptığınız işleri, başbaşka bir alana yönelebilir miydiniz acaba?   Tuhaf ama ailelerin böyle beklentileri var. Bizim çocuğun hangi alanda yetenekli olduğunu bulun ve bana söyleyin ki şimdiden oraya yönlendirelim diyebiliyorlar. Çünkü başarılı olmanın özel yetenklere sahip olmak ve diğerlerini geride bırababikmekle mümkün olabileceğine inanıyorlar. Bununla birlikte çocuklarının başarılı olmasını hemen her şey üzerinde tutabiliyorlar.   Bir yetenekle öne çıkan başarılı insanların yaşam hikayelerini okuduğumuzda, aslında o yeteneğinin ortaya çıkmasını sağlayacakDevamı…

10Ağu/15

MİNİ MİNİ BİRLER VE ÖTESİ…

Türkiye’de eğitim sistemindeki değişiklikler aslında pek de haber niteliği taşımıyor. Hatta son 5 yıl içerisinde, “eğitim sitemimizden duyduğumuz memnuniyetle hiçbir değişiklik yapmadan mevcut sistemin geliştirildiği”ne ilişkin bir haber görmek, daha sarsıcı olabilirdi.   Bizim ilkokulda okuduğumuz yıllarda, üst sınıflardaki abi ve ablalarımızın kitaplarını kullanabildiğimizi,  onların derslerimize yardım ettiğini anımsıyorum. Şimdi okuma-yazma / çarpma-bölmeyi her kardeş farklı bir sistemle öğrendiği için, kimsenin kimseye hayrı dokunamıyor.    Hele de bu yıl okula yeni başlayacak olan 5 yaş grubuna kimin hayrının dokunacağı benim için ayrı bir merak konusu. 0-6 yaş insan hayatının en kritik yaş dönemlerindendir. Yıllardır eğitime başlamak için 6’nın çok geçDevamı…

10Ağu/15

OLİMPİYAT FELSEFESİ

Olimpiyatlar başlarken ilk tepkim “Olamaz, dört yıl daha mı geçti?” oluyor. Bunu hızla kabullendikten sonra da önce açılış töreninin, sonra da oyunların heyecanına bırakıveriyorum kendimi Olimpiyatlar yalnızca spor karşılaşmalarını izlemekten çok daha fazlasını veriyor seyircisine. Sporun yalnızca bedene değil, insanın zihnine ve ruhuna  hitap eden felsefesini işliyor adeta. Daha önce adını belki de hiç duymadığınız ülkelerden insanların sizinle aynı anda ekran başında heyecanla aynı maçı seyrettiğini, o ülkenin sporcularının da aynı amaçla aylarca çalıştığını, oyunun kurallarının ayrım yapmaksızın herkes için geçerli olduğunu, el sıkışarak başlanılan maçın yine el sıkışarak bitirilebileceğini görüyorsunuz. Oyunları seyrederken her biri aynı heyecanı veremeyebiliyor; ama eğerDevamı…

10Ağu/15

BİR TERAPİSTİM OLSA AMA NASIL?

İnsanın kendisini tanımasının en etkili yollarından biridir terapiden geçmek. Eskiden terapiste gitmek için bir sorunun olması gerektiğini düşünürdü insanlar. Bugün kendini daha iyi tanımak, rüyalarını, çatışmalarını, günlük rutini içerisinde düşünmeden yaptığı bir çok şeyin gerçek sebeplerini anlayabilmek için terapiye gitmek hiç de yabancı bir şey değil. Yalnızca anlamak bile, yeni başetme biçimleri geliştirmek, durumları farklı şekilde ele almabilmeyi öğrenmek için büyük bir fırsat. Bu fırsatın farkına vararak yola çıkmak ise ayrıcalık.   Terapi yolculuğuna çıkmak heyecanlı bir adımsa da, etrafımdakilerden gelen sorular bir o kadar da yolculuk öncesi hazırlığa ihtiyaç olduğunu düşündürüyor. Kime gitmeliyim, ne kadar anlatmalıyım, ne kadar süreDevamı…

10Ağu/15

ÇALIŞAN ANNENİN ZORLU İMTİHANI: “Çocuğunu Başkasına Emanet Etmek”

Çocuk da yaparız kariyer de… Bu konuda kimsenin şüphesi yok. Ancak sorun yapmakta değil, yapılanı sürdürmekte. Çocuğu yaptıktan sonra, kariyerinizden ödün vermek istemediğiniz noktada, çocuğunuzla geçirebileceğiniz zamanın akşamları bir iki saatle sınırlı olması, işten sonra mutlaka çocuğunuzun yanında olmak istediğiniz için hayatınızın ev-iş-ev şeklinde bir rutinle sınırlanması, sahip olduklarınızın seçim mi zorunluluk mu olduğunu tekrar tekrar düşündürmeye başlar. Hayatınızı bu kadar sınırlarken, işte geçirdiğiniz vakitte, aklınızın da bedeninizle aynı yerde olabilmesi için çocuğunuzun güvenli ellerde olması gerekir. Peki kimin bu güvenli eller?   Çoğu zaman anneanne, babaanne hatta dedeler yakındaysa, çalışan anne kendini şanslı sayar. En azından fiziksel olarak, çocuğunaDevamı…

10Ağu/15

BANA BAĞLAN-MA!

Geçtiğimiz hafta psikologların paylaşım platformunda, Uzm. Psk. Tarık Solmuş Türkiye’de yapılan bağlanma araştırmalarının sonuçlarını derleyerek bizlerle paylaştı. Veriler, hepimizin kendi ilişkilerini dönüp yeniden değerlendirmesini düşündürecek kadar çarpıcı. Bu sonuçları sizlerle paylaşmadan önce, bağlanma derken aslında neyi kastettiğimizi biraz açmak isterim: Bağlanma, en temelde insanın bir başkası ile yakınlık kurabilme ve onu sürdürme sürecine verilen isimdir. Doğum öncesinde, anne ve babanın bebeği dünyaya getirme isteğinden kökleri atılan bu süreç dünyaya gelişin ardından bakım veren temel kişiyle (genellikle anne) gelişmeye başlar. Bebekle, bakım veren kişinin arasındaki ilişkinin ilgi, sıcaklık, bakım ve güvenliğine göre de bağlanma biçimi farklı şekillerde gelişebilir. Eğer, bebeğin ihtiyaçlarıDevamı…

10Ağu/15

DEĞİŞMEK İSTEYEN DE KİM?

Herkes değişimin ne kadar zor olduğundan bahsedip duruyor: İş değiştirmek, eş değiştirmek, ev değiştirmek, arkadaş ortamını değiştirmek… Hepsi çok zor geliyor.   En başta karşımızdakini değiştirmek istiyoruz. Öfkeli eşi, cimri patronu, mızmızlanan çocuğu, her şeyden yakınan arkadaşımızı bir yolunu bulsak da değiştirsek diye yapmadığımız kalmıyor.   Madalyonun öte yanında da bizi değiştirmek isteyenler var: Daha az sigara içsen, daha bakımlı olsan, biraz daha kilo versen, beş cm. uzun olsan seninle daha uzun bir ilişkimiz olabilirdi diyen sevgililer, daha düzenli olsan, daha erken kalksan, daha çok çalışsan diyen anneler… Ve daha birçokları…   Değişmek ve değiştirmek istemek konusunda kafalar çok karışık.Devamı…

10Ağu/15

BENDE OLMAYAN DUYGULAR – III NEFRET VE İNTİKAM

Nefret yoğun bir öfkeden kaynaklanır ve beslenir. Bir adım ötesinde de kin ve öc alma arzusu durur. Bizde olmasını istemediğimiz, dillendirmediğimiz; ama içten içe yaşattığımız bir duygudur. Çoğu zaman nefret ettiğimiz kişiyle rüyalarda hesaplaşırız. Canını acıtırız. Söylemek istediklerimizi haykırırız. Bazen gün içerisinde kendimizi, sessiz sessiz, kendi içimizden defalarca onunla atışırken buluruz.   Nefretin de diğer duygular gibi bir işlevi var. İnsanların bitmek bilmeyen nefreti zamanında yakın ilişkiler kurdukları kişlere yoğun olarak hissediyor olmaları, onları üzen yaşantılardan sonra ayrılmalarını kolaylaştırır. Nefret, kendilerini bu ayrılığa ikna edebilir düzeyde kalmalarını sağlar.   Öte yandan bunu yaparken de, hissedene büyük bir bedel ödetir. NefretDevamı…